Gürhan GÜRSES

Gürhan GÜRSES

Yazarın Tüm Yazıları >

BEYAZ GÖLGE

A+A-

                     “Memleketimdeki bütün gençlere”

“Bir kelimeye bin anlam yüklediğim zaman sana sesleneceğim" demiş Özdemir Asaf. Bizler de bin değil, milyon değil, milyar anlam yüklüyoruz gençliğe. Ve hitabımız onları baş tacı edecek şekildedir. Onları gururlandıracak, onore edecek tarzdadır ve öyle de olmalıdır. Kendi bahçesinde dal olamayanlar gelip de bizim bahçede ağaçlık taslamasınlar şeklinde Özdemir ASAF tarzı döktürelim.

Hep gül dökeceğiz değil ya!

Ziya Paşa'nın "Erbabı kemali çekemez nâkıs olanlar, Rencide olur dide-i huffaş ziyadan" diye söylediği söz meşhurdur. Türkçesi; “ Cahil, ilim sahibini çekemez. Yarasanın gözleri aydınlıktan rahatsız olur” demektir. Laf adres sormaz, tam kalbine isabet eder. Gençlerin olgunluğu, güzelliği toplumun dolayısıyla hepimizin huzuru ve güvencesi olur. Onların rezilliği ise hepimizin rezilliği olur. Kıvırmaya gerek yok. El burada, taş burada. Gelin hep beraber taşın altına sokalım elimizi. Bizim elimiz hazır, sizin nazik eliniz hazır mı?

Çocuklar, Karakoçan"ın çocukları! Bir gölge gibi peşinizdeyiz ömür boyu. Beyaz bir gölge gibi. Görmeseniz de 3 yıl sonra, görmeseniz de10 yıl sonra peşinizdeyiz bir ses olarak, bir kulak olarak ve bir çift göz olarak. Başarınız başarımız, başarısızlığınız başarısızlığımız olacak hissetmeseniz de. Yanınızda olmasak da ruhumuz yanınızda, yanınızda olmasak da gönlümüz ardınızda. Bunu sakın unutmayın.

Size rezil diyecekler, berbat diyecekler. Avare diyecekler belki de. Ama bu ilçede sizin için bir şeyler yapmaya çalışan insanlar da mevcut. Alkışı, takdiri yerinde oturup hiçbir şey yapmayanlar alsa da! Keser döner sap döner; gün gelir hesap döner.

Bir gün bir basketbol koçu gelir okula. Basketbol" un kurallarını; basket atışı yapmadan önce takımın 24 saniyesi olduğunu, pota altında 3 saniyede atış yapmak gerektiğini. Ama en çok oyunun ve hayatın ne kadar iflas etse de yeniden düzeltilebileceğini anlatır… Okulu son derece mazlum bir okuldur. Derbeder basket takımı vardır. Bizim jiletçi takımına benzeyen, Müslümcü takılan. Reeves adlı bir koçun gelmesiyle alıştığı “KAYBEDENLER” psikolojisini terk etmek mecburiyetinde kalır. Koç ve diğerleri gibi hayatı karman çorman olmuş Coolidge arasında şöyle bir diyalog geçer:

Koç        : “Bundan böyle hep sizi izleyeceğim

Coolidge: “Tıpkı beyaz bir gölge gibi yani

Koç Reeves artık bir ”Beyaz Zenci”dir. Kaybetmiş çocukların dilinden konuşan ama onlara düzgün insanlar olmaları için başka bir hayat öğreten rol modelidir artık.

En belalısından, en delikanlısına; en haşarısından en başarılısına. Heyhat! Kim ne derse desin. Bunlar bizim takımın oyuncuları. Karakoçan"ın. Yenile yenile yenmeyi öğrenir bir gün bu çocuklar, her mağlubiyetin içinde bir zaferin saklı olduğunu anlar bu çocuklar. Yeter ki gözlerinin içinde yuva yapan sevgi açlığını görün, yeter ki kulaklarının sevgisizlikten paslanan duyumunu açın. Yeter ki bir günlüğüne de olsa, yeter ki bir anlığına da olsa, yeter ki bir sözcüklüğüne de olsa ifade edin onları sevdiğinizi. Onlar başka bir şey istemiyor. Fazla bir şey beklemiyor sizlerden. Sadece önemsenmek istiyorlar. Tutun kollarından, karşınıza alın ve “Sen benim için önemlisin.” deyin. Hiçbir şey görmemiş, hiçbir şey yaşamamış gibi heba olup gitmesinler. Gözümüz arkada kalır sonra.

Unutmayın zinhar! Sizler ilçemiz için önemlisiniz, sizler yarınımız için önemlisiniz ve sizler bu memleket için önemlisiniz. Unutmayın, unutturmayın.

Bizim ilçemiz burası. Bütün renkleri ve kişilikleri ile mozaik oluşturan. Temiz çocukları, güzel çocukları ile bizim mahallenin çocukları.

Kimi yalnızdır bu dünyada dağlardan beter, kimi yaralıdır felekten ziyade diken içinde. Kimi gelir elindekini verir size hesapsız, yüreği ellerindedir pıt pıt atar. Sanırsınız ki zemheride dışarıda kalmış serçedir avuçlarınızda. Başlar sorgulama faslı içinizde, her yer mahşeridir sanırsınız. Buğulanır gözleriniz, silmek istersiniz lakin bütün gözler üzerinizdedir. Öğrencidir adı, lacivert süveterinin içinde beyaz bir güldür, kopyalar onu güldürür. Ah ne çare her şey kopya gibi olsa!

“Ne yapabiliriz Karakoçan için!” dedi tüm sevecenliği ile gözlerimin içinden girerek beynimi tokatlayan öğrenci.”Neler yapabiliriz sizin için ve ilçemiz için.” İşte bu : ”İlçemiz.”  Bu söylemi etkin kılmalıyız. Karakoçan kültürünü oluşturmalı ve bizleri tanımayanlara, tanıyamayanlara kendimizi yekvücut göstermeliyiz. Hak etmediğimiz eleştirileri bertaraf etmek için, kendimizi ifade etmek için varız her şeye. Varlığa, yokluğa; darlığa, bolluğa.

Ne kadar da güzel bu çocuklar, bir sevda nasıl yuva yapar yüreğinizin en derinine, öyle. Bir şelalenin bütün azametini yansıtır sesleri, bakışları deler geçer kem gözleri çaresiz bir halde, sonra elindekini uzatır size sanırsınız ki bir kuş yüreğidir tir tir titriyor avuçlarında. Mümkün olsa çıkarıp verecek yüreğini?

 Gençlere yön verirseniz büyük bir dalga gibi sizi takip ederler. Yeter ki onlarla ilgilenelim, onlara değer verelim, onları sevelim. “Asımın Nesli” olmamız çok uzak olsa bile umudumuzu başka baharlara yar etmeyelim. İlk adımı atalım bu çocuklar için. Sadece konuşmayalım.

Kırlangıç mevsimidir, gençler şen şakraktır bu havalarda. Tavrımızı koyuyoruz: Şu gençler ne kadar da güzel duruyor, Karakoçan onlarsız anlamsız, boş, kâgir, ölü. Eti senin kemiği benim devri bitti. Kurbanlık koyun muamelesi ne mümkün? Ruhlarını doyurucu, ahlaki ve bedensel gelişimlerini destekleyici bir eğitim uygulamalıyız ve bunun savaşımını vermeliyiz.

Bizim çocuklar.

Karakoçan"ın.

Hepinizi seviyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.