1. YAZARLAR

  2. Sabri YALIN

  3. BENİM LİDERİM SENİNKİNİ EZER DE GEÇER
Sabri YALIN

Sabri YALIN

Yazarın Tüm Yazıları >

BENİM LİDERİM SENİNKİNİ EZER DE GEÇER

A+A-

Geçmiş zamanda birkaç arkadaş çay içerken, biri Trafik Müdürüne sitemde bulundu; “Sizin çocuklar insanlara çok kaba davranıyorlar.” Dedi. Trafik Müdürü, “Size dün yaptığımız denetimi anlatayım.” dedi.. Memur sürücüye ehliyet ve ruhsatınızı göstermesini istedi, ancak Tır şoförü tepki vermedi. İkinci uyarıya rağmen durum değişmedi. İlgili memur bana bakınca “anlayacağı dilden söyle” anlamında başımı sallayınca “Çıkarsana ehliyet ve ruhsatını” diye bağırdı. Şoför aniden toparlanıp “ Buyur abi, emret” deyip, istenen belgeleri verdi..

İYİ LİDER NASIL OLMALI?

Günümüzde insanlar hangi lideri seçecekleri konusunda tereddütler yaşıyorlar. Aslında insanlar yetişme tarzları, genleri, yetiştiği coğrafi yapı sonucu farklı karakterler taşıyor. Yazımızın başındaki hikayede olduğu gibi normal davranışlara duyarsız insanlar olabiliyor, hatta toplumlar dahi bu duruma gelebiliyorlar. Bu yüzden “iyi lider” kavramı da ülkesine ve insanına göre değişiyor. Otoriter ve ben dedim oldu tarzında liderlerin yerini bugün artık alçak gönüllü liderler alıyor. Ekibiyle bilgileri paylaşan, onlara arkadaşıymış gibi davranan yöneticilere olan talep artıyor. Size isminizle hitap eden, size sorumluluk veren, sanki sizin iş arkadaşınızmış gibi davranan, taşın altına elini koyan, yeri geldiğinde sizinle sabahlayan ve beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkarak sizi şaşırtan tipler günümüz lider dünyasında üst sıralara tırmanmaya başladı..

LİDERLİK COĞRAFİ YAPIYA GÖRE DE DEĞİŞİYOR

Liderlik tarzları kültürden kültüre değişiyor. “ ABD’de güzel hitabet yeteneği, vücut dilini iyi kullanmak, samimi ve esprili bir mizaca sahip olmak gibi unsurlar insanları çok etkilerken; Japonya’da ise belirli bir statüye sahip olmak, konusunda belirli bir deneyime sahip olmak, mütevazı tavırlar sergilemek, insanlara saygı ile yaklaşmak gibi unsurlar daha ön plana çıkıyor. Batılı ülkeler Hitler ve Mussolini deneyimi yaşadıkları İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra otokratik liderlik tarzını hızla terk etmeye başladılar. İş yaşamı da bu liderleri çağrıştıran otoriter yöneticileri itici bulunmaya başladı ve hızla bu tarzdan uzaklaşmaya başladı. Kötü yöneticiler ise ayrımcılık yaparlar.. Adalet duygusundan yoksundurlar. Layık olanları değil de kendisine yalakalık yapanarı terfi ettirirler. Yasal haklara karşı duyarsızdırlar. Kişilik haklarına saldırıyı alışkanlık haline getirirler. Otoriteyi sürekli elde tutmak isterler. Başarıları kendine mal ederler. Yüksek sesle konuşup hakaret yağdırırlar. Çalışanı herkesin gözü önünde eleştirir, gözdağı verir, övgüyü yalnızken yaparlar. Bu durumda çalışanlar ne yapacaklarını bilemezler ve sonunda olan da yine onlara olur. Ve onlar dünyanın en mutsuz insani olurlar.

TÜRK TİPİ LİDER OLUR MU?

Tabi ki olur. Ülkemizde elbet dünya kriterlerine uygun liderler çoktur. Ancak gelenekselci, değişime çok direnç gösteren, yani statikocu, pohpohlanmayı çok seven, yetki devretmeyi güç kaybetmek olarak algılayan, kontrolü elinde tutmayı seven, sürekli haklı çıkmayı ve otoritelerine itaat edilmesini sever, her şeyi bilen tipler çoğunluktadır.

DEĞERLENDİRME

Etik lider konusunda dünya kriterleri üç aşağı beş yukarı aynıdır. Ancak İngiliz futbolundaki takım oyunu mu yoksa Arjantin usulü tek adamlı yöntem mi konusunu ülkemiz daha çok tartışacak. Bunun değişmesi zor.. Zira halk hangi türü istiyorsa buna karar verecek olanlar gene liderlerdir. İyi haftalar..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.