1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. BATI’NIN ADALET, KALKINMA, DEMOKRATİKLEŞME VE AÇILIM MODELİ
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

BATI’NIN ADALET, KALKINMA, DEMOKRATİKLEŞME VE AÇILIM MODELİ

A+A-

BATI"NIN ADALET, KALKINMA, DEMOKRATİKLEŞME VE AÇILIM MODELİ 

               Yıllar yılı Batı"nın ve Amerika"nın ülkemiz ve insanımız aleyhine işlettiği çifte standartlı uygulamalarından bunalmıştık. Kendi kulaklarımızdan uzaklara taşıyamaz olsak da, aleyhimize işletilen bu tarafgir uygulamaları türlü platformlara taşımaya çalışmıştık bu günlere kadar.  Ancak bu gayret ve çığlıklarımız bir türlü muhatap bulamamıştı 2000"li yılların başlarına kadar.  

               Ak Parti"nin 2002 yılının sonlarında başlayan iktidarıyla birlikte, Küresel Güçlerin siyasal ve ekonomik politikalarının önündeki tüm engeller tedricen bertaraf edilmiş, uslanmaz sanılan bir millet munisleştirilmiş ve ülkede bir meltem havası oluşturulmuştur. Böylelikle de, seksen altı yıldan bu yana süren tüm sorunlar, ılımlı politikalarla çözüme ulaştırılma sürecine girmiştir. Şimdi artık bizlere ve ülkemize de adil davranılmaktadır. Tüm ülkelere sunulan kalkınma modeli, dış otoriteler tarafından el birliği edilmişçesine seferber edilerek, artık bizim insanımıza ve bizim memleketimize de eşit seviyede uygulamaya koyulmuştur. 

               Yazımıza bu şekilde başlayarak çok daha güzel neticeler ve gelişmelerle satırlarımızı büyülü hale getirmek isterdik. Ancak büyüleyici güzellikler genelde rüyalarda gizlenir ve rüyalarda sona erer. Biz ise, olmayacak bir rüyaya dalmayı ve gerçekleşmeyecek bir duanın âmincisi olmaktan yana olmayacağız. Yani yüzümüze adeta sırıtan bir ikiyüzlülüğe aldanmayarak ve saadete gelerek, yine gerçekleri yazmayı tercih edeceğiz. 

               Avrupa Ülkeleri yaklaşık 200 yıldan bu yana, insan haklarını, adaleti, eşitliği, özgürlüğü ve kalkınmayı ulaşabildikleri tüm dünya ülkelerine cömertçe sunmanın gayreti içerisinde olduklarını, demokrasi bahanesini de öne sürerek kullanmışlardır. Gerçek olan ise, tüm bu çaba ve söylemleri ile sömürge karakterlerini tüm mazlum milletler üzerinde acımasızca icra etmekten başka bir kaygı taşımamışlardır bu güne kadar. 

               Demokrasiyi hedefteki avlarına sebep olarak sunan bu küresel güçler, Cezayir"de, Hindistan"da, Mısır"da, Yugoslavya"da, Irak"ta ve Afganistan"da da aynı açılım söz ve eylemleri ile insanlığın var olan huzurunu katletmişlerdir. Bu ülkelerde de ülkemizde planlanmakta olduğu gibi sözde demokratik açılımlar başlatılmıştır ilk önceleri. Başlatılan bu kan emici ve küresel güçlerden öğütlü açılımların sonunda milyonlarca insanın kanı dökülmüştür ve huzuru yok edilmiştir.  

               Son örneklerden birisi olan Yugoslavya"nın demokratikleştirilmesi esnasında(!) yüz binlerce Boşnak, yüz binlerce Arnavut katledilmiştir. Yine Irak"ın demokratikleştirilmesi sürecinde(!)  yaklaşık 2 milyon Müslüman"ın kanı akıtılmıştır. Uygar Avrupa(!) tüm bu akan kan ve katledilen insanlara rağmen, hala bu diyarlara demokrasinin ve demokratikleşmenin gelemeyeceğini düşünmektedir. Çünkü bu sürecin sömürge takvimleri boyunca sürüp gitmesindedir bu gaddarların menfaatleri. 

               Uygar Avrupa(!), İslam Ülkelerinden sadece Türkiye"ye ve Türk Milleti"ne karşı demokratikleştirme takvimini 2000"li yılların başlarına kadar başlatamamıştır. Avrupa Devletleri ülkemize ve milletimize karşı, aslında geçtiğimiz asrın başlarında böyle bir hamlede bulunmuştur. Türk Milleti"ni de demokratikleştirmeye çok hevesli olan bu ülkeler, Mondros Mütarekesi ile birlikte İstanbul"u, Boğazları, zengin maden ve petrol yataklarına ulaşmak için ülkemizi hovardaca işgal etmişlerdir. Diğer taraftan, demokrasinin isim babası olan Yunanlıları da İzmir"den üzerimize çullandırarak, bu gün Irak"ta yapmış oldukları demokratikleştirme tecrübelerini Anadolu"da da icraya koymaya çalışmışlardır. Batı Anadolu"yu da, Irak ve Yugoslavya"da olduğu gibi yakmışlar, yıkmışlardır. Yöre halkına karşı ölüm salmışlar, zulüm ve tecavüzlerde bulunmuşlardır.    

               Ancak demokrasi sevmez Anadolu halkı(!), sömürgecilerin bu ilk özgürleştirme açılımlarına ve demokratikleştirme taleplerine karşı koymuştur. Geçtiğimiz asrın muazzam profilli dünya siyasetçisi ve bir savaş dehası Mustafa Kemal ATATÜRK"ün önderliğinde, sömürgecilerin o müptezel demokratik açılımları kendi başlarında parçalanmıştır ve nihayetinde düşman denize dökülmüştür. Kimilerine göre demokratikleşme ve emperyalist açılımların şuh fırsatları kapımıza kadar gelmişken, ne yazık ki Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk Ordusu, bu demokratik unsurları denize dökerek, Türkiye"yi tekrar karanlığa gömmüş, Cumhuriyeti kurmuş ve bu özgürlük ve açılım fırsatlarını kaçırmıştır(!) 

               Şimdilerde hesap ve hezeyanlarından sapma göstermeyen o demokratikleşmeciler, o açılımcılar ve o özgürlükleştirme memurları, son yıllarda yeniden ikinci kez büyük umutlara kapılarak milletimizin kapılarını zorlamaktadırlar. Zorlamaları; yine açılım yapmaktır(!) Amaçları; yine Demokratikleştirme eyleminde bulunmaktır(!) Hayalleri; yine bu ülkeye de Irak"ta olduğu gibi özgürlükleri getirmektir(!) Kahrolsun ve yok olsun onların zorlamaları, amaçları ve hayalleri. Ve yine kahrolsun bu söylemlerini sömürge niyetlerine kılıf eden emperyalist güçler ve onların yerli işbirlikçileri.

Önceki ve Sonraki Yazılar