1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. BANA BİR ASKER VER
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

BANA BİR ASKER VER

A+A-

      Saygıdeğer Okurlar,

      Olayın yaşandığı yer Tarsus

      Topçu alayı tatbikat için dağılmıştı.

      Çadırlar henüz kurulmuştu ki, şiddetli bir yağmur başladı.

      Her taraf çamur deryasına dönmüştü.

      Akşam yatma saatine yakın, beli bükülmüş ihtiyar bir kadın geldi.

      Asteğmen Ahmet Cemil ihtiyarı çadırına buyur etti.

      Ne istiyordu acaba?

      İhtiyar kadın “hey oğul” dedi genç subaya,

      “Kaçkaç"tan beri bizim köyün yakınlarına gelen ilk askerler oldunuz.

      Ben hep bunu beklerdim, ne olur bana bir asker ver, evimde ağırlayayım.”

      Ahmet Cemil bu isteğe,

      “Olmaz nine o zaman bütün askerleri köye dağıtmam gerekir.” Dedi.

      İhtiyar kadın yalvararak, “Dağıtın hey oğul, sen ver askerlerini, kimseye göstermeyiz” der.

      “Nine ne yapacaksın askeri?”

      Nine ağlamaya başlamıştı.

      Anlattı:

      “Ocağım şenlikti ya oğul, dağıldık, kırıldık. Torunum Recep"i everecektik, tam güvey olacaktı, savaşa gitti, dönmedi. Ardından gelin de inceldi, toprağa düştü. Ben yalnız kaldım. Bir asker ver oğul, güvey yatağını da açtım, odayı temizledim. Recebimin yerine sabahlasın orada, son bir muradımdır”

      Ahmet Cemil gözyaşlarını tutmaya çalışarak,

      “Havayı görüyorsun nine, gök delindi, yer batak, asker evini, odanı, yatağını berbat eder, üstümüz, başımız perişan, çizmeler su dolu”

      Nine “feda olsun hey oğul” derken Ahmet Cemil yanına gelen Bekir Onbaşı"yı kenara çekip durumu anlattı, gün ışırken kimseye görünmeden dönmesini emretti.

      Nine “Ezana kadar uyumam, elimle getiririm” diyordu.

      Sabah tam zamanında döndü Bekir Onbaşı.

      Yağmur hala dinmemişti. Nine bir hendeğin gerisinde kollarını sallamakta, teşekkür ve veda etmekteydi.

      Ahmet Cemil “Bekir, acaba yatak ne hale geldi?” dedi.

      Halbuki, Bekir kim bilir hangi toprakta şehit düşmüş olan Recep"in yatağına yatmayı içine sindirememiş, kıyamamıştı.

      “Yastığı yorganı ezdim, buruşturdum, ortasını çukur ettim. Karyolanın altına uzandım, kim görse yatıldığını zannederdi.”

      “Ya nine uyandırmaya gelince?”

      “Uyumadım ki kumandanım hep tetikte bekledim.”

      Evet, saygıdeğer okurlar;

      BİRİLERİNİ MUTLU ETMENİN VE İNSANLIĞIN TADI DA, İŞTE BÖYLE BİR ŞEYDİR.

      Zamanımızda ise;

      Birilerinin üstüne basarak, onu zora düşürüp yuvasını dağıtarak mutlu olmaya çalışılıyor,

      Kendi yandaşlarının mutluluğu için halkın mutsuz olmasından rahatsızlık duymayanlar etrafımızı çeviriyor ve bizleri yönetmeye çalışıyor,

      Kazanılan ülke değerlerinin peşkeş çekilmesi sonucu geleceklerine ipotek konulan çocuk ve torunlarımız hiçbir şeyden habersiz, onlara çıkarcı medyanın sunduğu sahte dünya ile büyüyor,

      Haberleşmemiz, limanlarımız, ekonomimiz başkalarının tekelinde silah olarak üstümüze dönüyor,

      Bizler ise, ulu önderimiz Atatürk"ün bizlere bıraktığı bu cennet vatanı daha yukarılara taşımamız gerekirken, kısır çekişme içinde ve gözümüzün içine bakarak yıllardır yalan söyleyenleri seyrediyor,

      Ve nereye kadar seyretmeye devam edip, bu ülke için toplum menfaatini düşünenleri bizi yönetmek için başımızda getirip veya göreceğiz onu da merak ediyoruz.

      Saygılarımla,

 

      YÜREKLİ OLMAK DEMEK

      ÜLKESİ İÇİN DÜŞÜNCELERİNİ SÖYLEYEBİLMEKTİR.

Önceki ve Sonraki Yazılar