1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. BALKONDAN MAHZENE…13 HAZİRAN’DA BALKON KONUŞMASI
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

BALKONDAN MAHZENE…13 HAZİRAN’DA BALKON KONUŞMASI

A+A-

BALKONDAN MAHZENE…13 HAZİRAN’DA BALKON KONUŞMASI OLMAYACAK

         Mucizeler sık rastlanılan hadiseler değildir. 12 Haziran’da da bir mucize gerçekleşip, Sayın Başbakan AKP Genel Merkezi’nin balkonundan cadde üstüne kümelenmiş ve sevinç çığlıkları atan partililerine, mağrur mimikleriyle tevazu ifadelerini serpiştiremeyecek gibi gözüküyor. Tahliller, tenkitler, anketler aksini söylese de öngörüm öyle ki, Başbakan bu kez balkonlara çıkamayacaktır. Ancak yakın kurmaylarıyla yine AKP Genel Merkezi’ne gidecektir şüphesiz. Lakin balkonlara çıkmaya değil, belki yakın kurmaylarıyla bir siyasi hezimet muhasebesini yapmak için, içerilere hatta alt katlarda bir mahzene inmek ve kendilerini gerçeklerin tartısına koymak için. 

              Ömrümün kifayet ettiği nispette çokça seçimler gördüm ve geçirdim. Diğer seçimlerle kıyasladığımda, olacakları ve neticeyi önceden fısıldayan karinelerden bahsetmek çok mümkün olmadı bu seçimde. Halkın derin bir sessizliği hâkim gibiydi hanelerin pencerelerinde. Ordunun vesayeti anlaşılır düzeyde düzeldi belki. Sözde bir takım demokratik düzenlemeler yapıldı politik sahalarda belki.. Ancak hangi ve ne garip bir baskı ve vesayettir ki bu, toplumun hafıza dili tutuldu ve ses verme melekelerine felç geldi adeta. 

               Ancak dillerine lâl inen bu toplum, lakin bir şeylerin derin bilincine varmış gibi. Bu toplum, bu ülkenin yine yeniden bir istiklâl mücadelesini vermek zorunda kalacağı günlere doğru istikamet almakta olduğunun farkına varmış gibi. Bu toplum ölüm uykusuna yatmış milletlerin tarihlerinin olamayacağı şuurunda birleşmiş gibi. 

               Bu seçim öncesindeki bu şuur şekillenmesinde bu millet şunların farkına varmış gibi gözükmektedir: Balkon konuşması yapmaya hevesli olan zihniyet, yapacakları yeni anayasada bazı kavramlara yer vermeyeceklerdir. Bazı kavramları çıkaracaklardır. Çıkarılacak bu temel kavramların en önceliklisi; “Türk Milleti” ifadesidir. Milletin şuur gücü bu tuzağı görmüştür.    

               Gücümüzü aldığımız bağımsızlık kolonlarımızın en dirayetlisi olan milletin egemenliği yok sayılarak, milletin egemenlik vasfı, coğrafi bir tanım olan “Türkiye” kelimesi ile mübadele ettirilmek istenmektedir. Milletin şuuru, daha sonraki yıllarda “Türkiye” sözcüğüne bile tahammül göstermeyeceklerin bu gaflet kapanlarını fark etmiştir. 

               Türk Milleti’nin egemenliğine son vermek için büyük Haçlıların çocukları tarafından hazırlanan Büyük Ortadoğu Projesi’nin varlık sebebi; Anadolu coğrafyasından ve dünya siyasi tarihinden Türk milletini ve Türk Devleti’ni çıkarmaktır. Bu millet şuuru şimdi bu tehdidi görmüştür. 

               Atomun parçalanmasının doğuracağı neticeler ne ise, Türk Milleti’nin egemenliğinin yok sayılması da aynı neticeyi doğuracaktır. Millet şuuru şimdi bu gerçeği görmüştür.   

               Egemenlikler, milletlerin üzerine bina edilirler. Dolayısı ile parçalanmış bir milletin egemenliği olamayacaktır. Bu menfur planın neticesinde, milletin egemenliğinin yok olacağını millet şuuru fark etmiştir. 

               Millet yoksa kimlik de, devlet de ve egemenlik de yoktur. Bir “Türkiye Devleti” vardır. 36 tane ayrı etnik kökene ait olsa da bir “Türkiye Vatandaşlığı” da vardır. Ancak tüm bu ayrı halkların birlikteliği ile var olan bir evrensel ve dünyevi bir millet ismi de vardır. İşte Anadolu coğrafyasında yaşamakta olan tüm halkların ortak millet adına “Türk Milleti” denir. Bu millet, bu tanımı kabullenmekten tiksinti gösteren “Büyük Ortadoğu Projesi”nin uzantılarından haberdar olmuştur ve millet şuuru şimdi harekete geçmiştir artık. 

               Kurucu iradeye ait olan devlet şekli, iktidarların mahalle baskıları ile değiştirilemez. Tüm milletlerde ve devletlerde aynı kaide geçerlidir. Alman Anayasası’nın 20/4 maddesinde,”Bu anayasa düzenini ortadan kaldırmak isteyen herkese karşı, başka bir çözümün bulunamaması halinde, bütün Almanlar direniş hakkına sahiptir” kuralı yer almaktadır. Dünyada böyle olduğuna göre Türkiye’de de böyle olacaktır. Böyle olmasını istemeyenlerin niyetlerini durdurmak, mugalâta çanlarına ot tıkamak için millet şuuru harekete geçmiştir. İşte bütün bunlardan sonra diyorum ki, Balkon söylemleri artık, milletimizin mahmurluk günlerinde kaldı. Şimdi günaydın ey mahzenlerin süvarileri… Günaydın!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar