1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Bahçeli: 'Yüce Divan'a hayır' diyen dokuz üye hukuk cinayeti işlemiştir
Bahçeli: 'Yüce Divan'a hayır' diyen dokuz üye hukuk cinayeti işlemiştir

Bahçeli: 'Yüce Divan'a hayır' diyen dokuz üye hukuk cinayeti işlemiştir

'PKK ile HÜDA-PAR arasındaki çatışmalar sahipsiz ülkenin fotoğrafıdır'

A+A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "AKP'nin vicdansız uygulamaları ile toplumu ayrıştırdığını" dile getirdi. "Küçük bir azınlığın İstanbul'un iliğini kuruttuğunu" ifade eden Bahçeli, "Hükümetin kaçacak yeri kalmadı, Türkiye tam olarak buhran içerisindedir" dedi. Bahçeli, TBMM'nin Yolsuzluk ve Rüşvet İddialarını Soruşturma Komisyon'nun, AKP'li üyelerin oylarıyla, 17 Aralık sürecinde hükümetten istifa etmek zorunda kalan dört eski bakan hakkında verdiği Yüce Divan yargılamasına gerek olmadığı kararına ilişkin olarak da "Davutoğlu korku filmlerindeki aktörler gibi kol kesmekten bahsederken bakanlar korunmuştur. Bakanlar korunmuş ve milli vicdan iğfal edilmiştir. 9 üye hukuk cinayeti işlemiş, isimlerini lekelemişlerdir. Kimseden itiraz gelmemiştir. Hakkında yığınla iddia bulunan bakanlar korunmuştur" ifadelerini kullandı.

Bahçeli, MHP grup toplantısında partililere seslendi. 

Bahçeli'nin konuşmasından satır başları şöyle: 

Sosyal ve siyasal anlaşmazlıklar keskinleşmiştir. Şiddet ve cinayet haberleri çoğalmıştır. Çeteler kol gezmektedir. Gücünün yettiğine saldırmaktadır. Mafyatik oluşumlar dehşet saçmaktadır. Sokaklar gözü dönmüşlerin denetimindedir. Türkiye buhran içinde buhran yaşamaktadır. Suça gömülmüş bir ülkenin toparlanması imkansızdır.

‘Helal ile haram yer değiştirmiştir’

İktidarın varlığı bile milli güvenlik sorunudur. Yeni baştan kırmızı kitap yazma hedefinde olan iktidarın asıl kendi bir numaralı tehdit kaynağıdır. AKP 1000 yıllık kardeşliğe tehdittir. Geleceğe tehdittir. Hukuka çengel, huzura engeldir, günah kaynağıdır. AKP yalana bin yalan katmıştır. Helalle haramı yer değiştirmiştir. Sahte alimler iblisin fetvalarına sözcülük yapmışlardır. Siyasi bağlantıları olan yolsuzlu çeteleri siyasi malzeme haline getirilmişlerdir. Cumhurbaşkanlığı seçimi her türlük ayak oyunlarına sahne olmuştur.

AKP, 2014 yılında demokrasi radarından tamamıyla çıkmış, adaletin rotasından sapmış, ahlak ve hukukla yollarını hepten ayırmıştır.

Türkiye öyle bir cenderenin, öyle bir cehennemi azabın içine düşürülmüştür ki, müşterek akıl sönmüş, uzlaşma dinamikleri silinmiş, milli hassasiyet, milli haysiyet acımasızca sille yemiştir.

Milli ve manevi değerlerimiz öğütülmüş, örselenmiş, ezilmiştir.

Geçtiğimiz aylar boyunca, etnik temelde ayrışma, inanç temelinde kutuplaşma hiç olmadığı kadar kamçılanmıştır.

İki gün önce Denizli’nin Honaz ilçesinde yaşanan müessif hadiseler Türkiye’nin nasıl bir darboğazın, nasıl bir bunalımın içinde bocaladığını bir kez daha deşifre etmiştir.

Çakılan bir kıvılcımın anında toplumsallaştığını, gerilen sinirlerin birden bire farklı yönlere kaydığını Honaz’da gördük ve şahit olduk.

Ortaya çıkış nedeni hırsızlık vakası olarak lanse edilen ve bu çerçevede bir kişinin ölümüne yol açan, arkasından da evlerin ateşe verilmesiyle tehlikeli bir hüviyet kazanan Honaz olayı hafife alınmamalıdır.

Artık en ufak bir anlaşmazlık anında kitlesel ölçeğe yayılabilmektedir.

Emniyet ve asayiş; huzur ve esenlik; güven ve diyalog hiç olmadığı kadar itibar ve seviye kaybetmiştir.

Bunun vebali de hiç şüphe yok ki, AKP’nin enkaza dönen politikaları, bozguncu ve insanımızı birbirine düşüren vicdansız uygulamalarıdır.

Sosyal ve siyasal anlaşmazlıklar bilenmiş ve keskinleşmiştir.

Boşanmalar korkunç aşamalara gelmiş, suç ve suçlu sayısı fazlalaşmış, şiddet ve cinayet haberleri çoğalmıştır.

Türkiye’de çeteler kol gezmekte, eline silah alan gözünü kestirdiğine, gücünün yettiğine sataşmakta ve saldırmaktadır.

Mafyatik oluşumlar kanlı infazlarla dehşet saçmakta, medyatik yüzler vur patlasın çal oynasın mantığıyla Türkiye’nin gerçek ve acınası halinin anlaşılmasına sünger çekmektedir.

Bilhassa İstanbul güvensizliğin ortasında, sokaklar gözü dönmüşlerin denetimindedir.

Küçük bir azınlık İstanbul’un iliğini kuruturken, milyonlarca insanımız aynen diğer illerde olduğu gibi ağır hayat şartlarının kurbanıdır.

Hükümet’in sığınacağı mazereti, kaçacağı yeri kalmamıştır.

Kanunsuzluk her tarafta kök salmış, adaletsizlik her yeri ur gibi sarmıştır.

2014 yılında, Türkiye’nin sosyal bünyesi ciddi düzeyde tahribata maruz kalmıştır.

Kadına şiddet durmamış, asayişsizlik tavan yapmıştır.

Hırsızlar; esnafa, değişik neviden işyeri sahiplerine, hanelere nefes aldırmamaktadır.

Her gün televizyon ve gazetelerde sıra sıra soygun haberleri yer almaktadır.

Devleti yönetenlerin hırsızlığı cezalandırılmadıkça, suça rağbet artmakta, soyguncular pervasızlaşmaktadır.

Türkiye tam anlamıyla buhran içinde buhran yaşamaktadır.

Böyle giderse, yani suç ve suçlu hak ettiğini bulmazsa, ülkemiz yasa dışı eğilimlerin, hukuk karşıtı grupların tutsağı olacaktır.

Saraydan gecekonduya kadar suça gömülmüş bir ülkenin selamete vasıl olması, derlenip toparlanması ne bugün ne de gelecekte imkânsızdır.

Dürüst vatandaşlarımızın, ekmeğinin peşinde olan milyonların hak ve hukukunu gözetmeyen bir iktidarın meşruiyetini tartışmak şöyle dursun, varlığı bile başlı başına milli güvenlik sorunudur.

Milli iradenin tecellisine engel her faaliyeti tehdit değerlendirmesi içine alarak yeni baştan kırmızı kitap yazma hedefinde olan AKP iktidarının, asıl ve öncelikli olarak kendisi bir numaralı tehdit kaynağıdır.

AKP, demokrasiye tehdittir.

AKP, milli birliğe ve bin yıllık kardeşliğe tehdittir.

AKP, bireysel hak ve özgürlüklere tehdittir.

AKP, düne husumet, geleceğe tehdittir.

AKP, hukuka çengel, huzura engeldir.

Ve AKP Türklüğün yegane hasmı, Türk milletine musallat olmuş günah kaynağıdır.

‘Paralel varsa sorumlusu Erdoğan’dır’

Çirkinlik, çirkeflikle ağız birliği yapmıştır, milli irade ikiye ayrılmıştır. Demokrasi dinamitlenmiştir. Başbakan 2014’ü demokrasinin altın yılı ilan etmiştir ama bu sözler gerçeğin sadece bir yönüdür. Evet 2014 altın yılıdır ama bu altın yılı hırsızın, uğursuzun parlak yılıdır. Erdoğan’ın ağzında paralel kelimesi her defasında kurun gibi çıkmıştır. Erdoğan’ın dost bildiği çevrelerin 17-25 Aralık sonrası Haşhaşi olarak nitelendirilmesi ilginçtir. Paralel varsa sorumlusu Erdoğan’dır.

‘Erdoğan’ın ‘yanıldık’ demeye lüksü yok…’

Bir hükümet dostu düşmanı ayırt edemiyorsa durum vahimdir. Erdoğan’ın “yanıldık” diyerek kurtulmaya çalışması nafiledir. Devletin “pardon” deme lüksü yoktur. AKP hükümeti yıllarca her olumsuzluğu Ergenekon’a bağlamıştır. Dün Ergenekon diyorlardı bugün paralel demişlerdir. Kozmik odalara dalavere ile girenler sanki masum gibi takdim edilmiştir.

‘PKK çıtayı yükseltmiştir’

Dün askere saldıranlar bugün polise hedef seçti.  Geçen hafta AKP’den ihale alan bir terör militanın çakma suikast girişimi akıllara zarardır. 1000 yıllık kardeşlik duyguları kan kaybetmiştir. Yüzleşme adı altında ecdadımızı karartma alçakça artarak zirve yapmıştır. PKK çıtayı iyice yükseltmiştir. İktidar, İmralı canisinin ağzına bakan, Kandil’den gelen haberlere bakan, sinmiş, pısmış bir hürriyettedir… Anadilde eğitim için son etaba girilmiştir. Anayasa ve yasalarda değişiklik planlanmaktadır, Çözüm süreciyle ilgili yeni tasarılar vardır. Canibaşının önce ev hapsi sonra da serbest kalması için anlaşıldığı anlaşılmaktadır. PKK, HDP ve İmralı canisinin bildiği AKP vekillerinin ise hemen hemen tamamının haberi olmadığı bölücülük Türkiye’nin kan kaybıdır.

‘Başbakan bu soruya cevap vermelidir’

Azılı bir haydut Erdoğan ve Davutoğlu tarafından ayağa kaldırılmıştı, Kandil’e selam durmuşlardır. İmralı canisi tarafından çatısı örüldüğü zehirli mutabakatta neler vardır, neler yazılıdır? Çok dar bir kadronun bildiği ihanet taslağında neler verdiniz açıklayınız? Başbakan bu sorulara cevap vermelidir. Şerefi varsa, onurlu ise yüreklice konuşmalıdır. PKK’nın gönlünü eden ve çözüm süreci denilen kıyımdır, ihanettir. İmralı canisine özgür kalacağı müjdesini verdilerse bu ihanettir. Şımaran PKK iyice azıtmıştır.

'Cizre'de yaşananlar vahşettir’

AKP iktidarı Doğu’dan kademe kademe geri çekilmektedir. Tehlike hiç olmadığı kadar büyüktür. Türkiye çatır çatır parçalanmaktadır. Cizre’de yaşananlar kelimenin tam anlamıyla vahşettir. Bunun gereği yapılacak diyen Davutoğlu kimi kandırmaktadır? Şu düşürülen hale bakınız. Davutoğlu Amanoslar gibi dimdik durduklarını söylüyorlar. Başbakan’ın dağ olup yerinde çakılı kalmasına gerek yoktur. Terör her yerdedir, meclis koridorlarındadır. Metropollere inmişlerdir.
Kürdistan ateşi her geçen gün büyümektedir. AKP’nin içine yuvalanmış bazı simalar PKK uzantısı ve ajan olarak sürekli fail halindedir. Bu hazin durum kaderimiz olmayacaktır. Daha düne kadar çözüm sürecinde engelleri aştık diyen Davutoğlu fason Başbakan değilse çözüm süreci ihanetinin Türkiye’nin başında bela olduğunu görmelidir.

Erdoğan ve Davutoğlu’ndan Türkiye kurtulamazsa Türkiye’nin sonu felakettir. Çatışmalar önlenmezse yanan ateş herkesi vuracaktır. Erdoğan başkanlık sevdasıyla Türkiye’yi bombalamaktadır. Çözüm sürecini umut görenler işgal artığıdır, ayrık otlarıdır. Bu otları temizlemek Türkiye’ye sahip çıkmak namus ve varlık meselesidir. Karanlık geceyi üç hilalle yaracağız. 2015 bizim yılımız olacak. 13 yıla giren kayıp sahnesinin son perdesi 2015’te kapanacaktır. Aziz Türk milleti bunu yapacaktır.

Beştepe hanedanlık Türkiye’yi avucuna almıştır. Cumhurbaşkanı olduğundan beri Türkiye’nin hayat damarlarını daha fazla kesmeye başlamıştır. 19 Ocak’ta başkanlık kararıdır şimdi ki sorun… 19 Ocak’ı açıklamadan önce eski bir bakan devreye girerek açıklama yapmıştır. Arınç’tan anında eleştiri gelmiştir. Erdoğan’ın farklı para trafiği yönettiği belli olan bu bakanın açıklamalarına eleştiri gelmiştir. Kaçak sarayda Davutoğlu’nun hükmü yoktur, sözü geçmemektedir.

’Erdoğan tek adamlığa soyunmuştur’

Sarayın oyuncağı olmaya gönüllüdür. Arınç bakanlar kurulu toplantısından sonra çark etmiştir. Erdoğan’ın gerekli gördüğü hallerde bakanlar kuruluna başkanlık etmesi mümkündür ancak bu istisnai bir durumdur. Davutoğlu’nun başaramadığı ne vardır da Erdoğan’ devreye girerek kendini müdahil etmiştir.

Bundan sonra Sayın Ahmet Davutoğlu nasıl bağıracak kurulmuş plak gibi nasıl ses çıkaracaktır. Erdoğan neden müdahil olduğunu açıklamak zorundadır. Davutoğlu zincirlidir. Davutoğlu iradesini çaldırmıştır. Bize göre sorunların kaynağı sakat anlayışlardadır. Erdoğan yasak yetkilerini kullandığını söylemektedir. Madem o kadar anayasaya bağlı o maddeye ne diyecektir. Aldığı görevi tarafsız yerine getirmek için yemin etmiştir. Erdoğan tek adamlığa soyunmuştur. İranlı kaçakçıyı yargının elinde alan bir şahsiyet hukuktan bahsedecek kadar temizlik taşımalıdır.

’Milli vicdan iğfal edilmiştir’

Erdoğan tek adamlığa soyunmuştur. Erdoğan bu kadar hukuk sevdalısı ise üzerine yapışan rüşvet iddialarından arınmalıdır. Savcılar açığa alınmaktadır, polislere operasyon düzenlenmektedir. Gazetecilerin evlerine baskınlar düzenlenmektedir. Rüşvetçi eski bakanlar, malum evlatlar emniyettedir.  4 eski bakan için utanç verici karar alınmıştır. Davutoğlu korku filmlerindeki aktörler gibi kol kesmekten bahsederken bakanlar korunmuştur. Bakanlar korunmuş ve milli vicdan iğfal edilmiştir. 9 üye hukuk cinayeti işlemiş, isimlerini lekelemişlerdir. Kimseden itiraz gelmemiştir. Hakkında yığınla iddia bulunan bakanlar korunmuştur. Aziz meclise parmak sallamak, ayar vermek hiç kimsenin harcı değildir, 17-25 kadrosunun da harcı değildir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.