1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. AYIPLI DEMOKRASİ
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

AYIPLI DEMOKRASİ

A+A-

 

AYIPLI DEMOKRASİ 

               Avrupa"ya ayıp etmeyelim. Bizim demokrasimiz de ayıplıdır ve çifte standartlıdır. Özelleştirme kapsamında kapatılan işyerlerinde çalışan ancak şimdi ise, işlerini kaybeden işçilerimizin haklı seslerini duyurma eylemleri tüm yurtta dikkatle izlenmektedir. Birkaç günden beri Abdi İpekçi Park"ında ve AKP Merkez Binası önünde toplanarak kapatılan işyerlerinin doğurduğu neticelerden kaynaklanan sebeplerle mağduriyetlerini anlatmaya çalışan Tekel işçileri şiddetli muamelelere muhatap kalmıştır.

               Ankara Emniyet Müdürü Orhan ÖZDEMİR"in emrindeki polislerimizin Tekel işçilerine karşı düzenledikleri tazyikli sulu, gazlı, bombalı ve coplu müdahale toplum tarafından esefle seyredilmektedir. Hak arayanların, gösteri hakkını kullanmak isteyenlerin, emek ve ekmek hakkını kaybetmemek için bir takım taleplerini dile getirenlerin, düşman güçleri görüntüsü ile suya dökülmeleri millet vicdanını kanatmıştır. Çünkü bizim demokrasimiz de ayıplıdır.  

               Yine Kamu Emekçilerinin 25 Kasım'da gerçekleştirdiği bir günlük iş bırakma eylemi sonrası açığa alınan 16 TCDD görevlisinin işe iadesi için arkadaşlarının yapmış olduğu eylemler de şiddetli muamelelere muhatap bırakılmış ve çok sayıda işçi daha açığa alınmıştır. Devam eden gösterilerde de, işçilerden bazıları yaka paça tutuklanmış ve bir hak arama mücadelesi netice olarak polis gücü zoruyla bastırılmıştır. Çünkü bizim demokrasimiz de ayıplıdır. 

               Hükümet içerisinde de muhakkak hamiyet sahibi ve vicdan ehli millet temsilcileri vardır. Aylardan beri araçları yakanlar, işyerlerini kullanamaz hale getirenler, taşlarla devlet ve millet malına zarar verenler, yaşama güvenliğini yok edip can alanlar, milletin bütünlüğünde kocaman çatlaklar oluşturanlar, devletin bekasını tehdit ederek tehlikeye düşürenler, kıyama durmuş devlet güçleri önünde adeta geçit yaparlarken bir yaptırım ve müdahaleye muhatap kalmamaktadır. Ancak masum taleplerin sahibi işçi ve emekçiler devletin acı gücü ile derinden gücendirilmişlerdir. Çünkü bizim demokrasimiz de ayıplıdır.

               Demokratik özgürlük haklarını kullanma vehmindeki eylemcilerden devlete ve halka zarar verenler hoş karşılanıp gizemli bir koruma kalkanı ile muameleye muhatap edilmiştir. Ancak siyasi iktidarın politikalarının sonunda, uğradıkları mağduriyetlerinin giderilmesini isteyen insanlara ise,  üvey değil düşman taraf muamelesi yapılmıştır. Türk Devleti"ni yıkma gayretindeki PKK"lılara gösterilen gösteri müsamahası, ekmek ve teknelerini kaybetme derdi ile yapılan haklı gösterilerde gösterilmemiştir. Gönlünde küçük izan ölçüleri olan her fert, şimdi gücenmiştir artık devletine. Sebep? Çünkü bizim demokrasimiz de ayıplıdır.

               Türkiye"de umudun, inancın, insan hak ve hürriyetlerinin temsilcileri olduğunu yıllardan beri dillerine pelesenk edenler; özgürlüklerden, demokrasiden ve haktan bahsetmemelidirler bundan böyle. Bu milletin yarınlara dair umutları yedi yıl boyunca takiyye sanatçılarının ağızlarında oyalanmıştır ve bugünlerde ise iyiden iyiye yok edilmiştir. Devletin bölünmez bütünlüğüne dair olan inançlar zaafa uğratılmıştır. İnsan onur ve haysiyetinin gereği olan asgari yaşama standartları birkaç paket makarnaya ve kömür torbalarına indirgenmiştir. Türkiye"de milyonlarca insan açlık ve sefaletin kıskacına terkedilmiştir bugün. Sebep?  Çünkü bizim demokrasimiz de ayıplıdır.

               Bin yıldan beri bu toprakların kader konukları olan Anadolu insanı; ortak kıvançları ile beraber sevinmiş, ortak acıları ile birlikte hüzünlenmiş, ortak günlerinde ise halay çekip hep beraberce bayramlar yapmıştır. Bugün ülkemizi etnik ve dinsel parçalara ayırmak ayıbını hayâsızca yerine getirmek isteyen güçlerin lojistik uyduları görev yarışına girmişlerdir. Milletimizin ortak paydalarını ortadan kaldırarak, birlikte yaşamanın imkânsızlığını ispata memur gaflet ve dalalet tellalları ihanet tepesine yollar açmaktadırlar. Tepeye varıldığında, Anadolu"nun bozkır ve şehir merkezlerinde yükselen elem ve figan duyulacaktır. Bu figan kan demektir, ölüm demektir, birliğe beraberliğe, huzura ve barışa elveda demektir. Açılan o yolların işaret ettiği tepe; bir iç savaş demektir. Yarım hoca dinden ve yarım doktor candan eder derler. Ayıplı demokrasimiz de bizleri, vatandan etmesin inşallah!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar