1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. AVRASYA SİRKİ
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

AVRASYA SİRKİ

A+A-

Saygıdeğer Okurlar,

 

      Bu haftaki yazıma bir hikaye ile başlamak istedim.

      Zamanında bir köy camisine imam atanmış.

      İmam efendi köye vardığında camiyi ziyaret ederek durumunu görmek istemiş.

      Caminin içi toz toprak ve duvarları örümcek ağlarıyla çevrili hiç kullanılamaz halde imiş.

      Köy kahvesine giderek niye camiye gitmediklerini ve namaz kılmadıklarını sormuş.

      Köy halkı;

      “Sizden önceki imam tuvalete her geçtiğinizde ve gaz çıkardığınızda abdest alacaksınız” yoksa namazınız kabul olmaz dedi.

      Bizde bu yüzden camiye gitmiyoruz.

      İmam efendi kendi kendine, söylenilen şeyin doğru olduğunu fakat camiye de köy halkını çekmesi gerektiğini düşünerek aklına şöyle bir fikir gelmiş.

      “Arkadaşlar bunun içinse camiye girebilir ve abdest almadan da her vakit namazını da kılabilirsiniz” demiş.

      Bunun üzerine köy halkı tüm vakit namazlarını cami de kılmak için gelmeye başlamış.

      Daha sonra tayini başka bir köye çıkmış.

      Onun yerine de başka bir imam gelmiş.

      Tuvaletten çıkarak abdest almadan camiye girenleri görünce böyle olmaz abdest almadan camiye girerseniz günah olur, çalpılısınız diye köylüleri uyarmış.

      Köylüler de, sizden önceki imam namaz kılabileceğimizi söylemişti.

      İmam bunun üzerine önceki imamı arayarak niye böyle bir şey yaptın diye sormuş.

      O da, ben namaz kılmayı öğrettim sende abdest almayı öğret demiş.

      Evet saygıdeğer okurlar,

      Bu hikayeyi niye anlattığımı size açıklayayım.

      Bu Cuma namazından önce merkez yayınla ders veren hoca “gıybet” konusunu anlatıyordu.

      Bir konu ancak bu kadar ürkütücü ve dine karşı soğutucu işlenebilir.

      Evet gıybet günahtır, insanların birbirinin arkasından yalan-yanlış konuşması doğru değildir.

      Ama cezasının, ölen kardeşinin leşini yemek olduğunun üstüne basa basa defalarca anlatılması ne kadar doğrudur.

       A hoca efendi;

      Bu şekilde vaaz vermekle insanları ve oraya gelen masum dediğin çocukları ürküttüğünün farkında mısın?

      Ve gıybet edenin ölen kardeşinin leşini yemek olduğunu defalarca anlatarak bizleri bile dinden soğutabileceğinizin farkında mısın?

      Bu türlü ve eski yaşananları defalarca anlatmanın bizlere neler kazandırdığını söyleyebilir misiniz?

      Ve anlatmaya, yağmur duası yapılacağını, camilerde bulunan bazı Salih insanların ve masum çocukların duası inşallah kabul olurda yağmur yağar diye devam ediyor.

      Keşke dualarımızı bizi yönetenleri ıslah olmasına, birliğimizi ve dirliğimizi şahsi menfaatlerinden önce düşünmelerine sağlamaya,

      Ve bunları yapanların, cezasının gıybetten de daha kötü olduğu anlatabilse diye düşünüyorum.

      Aynı akşam Antakya Belediyesinin katkılarıyla gösterime sunulan AVRASYA SİRKİ öğretmenin ve eğitmenin nasıl olabileceğini bizlere gösterdi.

      Küçücük çocukların ve hayvanların neler yaptıkları ve eğitmekle neler kazandıkları görülmeye değerdi.

      Keşke vaaz veren hocalarda bizlere neyi anlatmaları ve öğretmeleri gerektiğini artık bir bile bilseler.

      Saygılarımla,

         

      KUSURU KENDİNE SÖYLENMEYEN ADAM

      YANLIŞINI VE AYIBINI HÜNER SANIR.

Önceki ve Sonraki Yazılar