Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İsmail DEMİRDÜZEN
"YÖRÜK ALİ AYDIN PAŞAMIZI TUTUKLAMIŞLAR!!!"
16 Şubat 2011 Çarşamba 20:18

” YÖRÜK ALİ AYDIN PAŞAMIZI TUTUKLAMIŞLAR!!! ”
Ben ; Orta Asya’dan Türeyen, Anadolu’da
Büyüyen,Avrupa İçlerine Yürüyen TÜRK’üm ! Ben ; Dağlarda Gemi Gezdiren, Taşlara
Destanlar Kazdıran, Tarihi Baştan Yazdıran,
TÜRK’üm ! Ben ; Adalete, Mertliğe Örnekler
Veren, Ölüm –Kalım Savaşına Gülerek Giden,
Yeryüzünde Her Murada Eren TÜRK’üm !
Ben ; Sancaklara, Tuğlara Baş Eğdiren,
Beylere,Paşalara Hil’at Giydiren, Kılıcını
Üç Kıt’ada Gezdiren TÜRK’üm ! Ben;
Atilla’yı, Yavuz’u,Fatih’i Var Eden,Kralları,
İmparatorları
Kendisine Yar Eden, Düşmanına Dünyasını
Dar Eden TÜRK’üm ! Ben; Şahları, Sultanları
Kul Edinen, Altınları, Elmasları Pul Edinen,
Kaftanları Çul Edinen TÜRK’üm !
Ben; Zafer Rüyasını Görenlere Saç Yolduran,
Hezimete uğratıp, Ümitleri Solduran , Müzelerde
Baş Köşeleri Dolduran TÜRK’üm !
Ben; Damarlarında Asil Kanın Aktığı Irkım,
Benden Bahseder Destanım, Ağıtım, Ben
TÜRK’üm, Taa İliklerime Kadar
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’üm
“Sorma bana oymağımı, boyumu. Beş bin yıldır millet gibi yaşarım.
Deme bana Oğuz, Kayı, Osmanlı. Türk’üm, bu ad her unvandan üstündür
Yoktur Azer, Kırgız, Özbek, Kazanlı, Türk Milleti, bölünmez bir bütündür... “
Ziyâ GÖKALP
Sevgili dostlar, Türkmenler Birliği tarafından Torosların zirvelerinde çadırlarında dumanı tüttüren Yörük Türkmen çocuklarının kışlık kaban ve ayakkabı, giysi ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara yalnız değilsiniz mesajını iletmek üzere “ÇOCUKLAR ÜŞÜMESİN KAMPANYASI” başlatmış bulunmaktadır. Evimizde çocuklarımızın kullanmadığı kullanmaya müsait elbise ve ayakkabıları Türkmenler Birliği’ne ulaştırmanız halinde bunlar Toroslardaki fakir ama onurlu dik başlı Yörük Türkmen çocuklarına ulaştırılacaktır. Desteklerinizi bekliyoruz. İletişim için 0 322 454 2345, 456 00 31 ve 0 532 262 87 80
Sevgili dostlar, Yörük Türkmenlerin yetiştirmiş olduğu Yörük Ali Paşa ünvanlı Kastamonu Tugay komutanı Tuğgeneral Ali AYDIN paşamız Balyoz davası nedeniyle tutuklanmıştır. Yörük Türkmenler olarak Ali AYDIN paşamızın tutuklanmasını hukuka hakkaniyete ve adalete uygun görmüyoruz. Bu nedenle Adaletin tecellisini bekliyoruz. Ali AYDIN paşamıza Bu da geçer paşam, Yörük Türkmenler seninle paşam diyor ve saygıyla selamlıyoruz. Selam olsun Yörük Türkmen Beyine…
Sevgili dostlar, sizlere bu haftaki yazımda Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Altemur KILIÇ tarafından 14.02.2011 tarihli köşesinde kaleme alınan “Kara günler” başlıklı yazısını aynen ve 15.02.2011 tarihli Çanlar kimin için Çalıyar “ başlıklı yazısından da iki paragrafı aktarıyorum :
“Türk ve yazar olarak öteden beri iki ölçütüm vardır. Birinci ve en temel kıstas; “Mustafa Kemal hayatta olsaydı, bu olay hakkında ne der, ne yapardı?” Bu sorunun cevabını, hafızamdan hiç çıkmayan sözlerini ve icraatını hatırlayarak veririm... Siz de onun sözlerini hatırlayın, büyük Nutuk’unun başlangıcını ve sonundaki “vasiyetini” tekrar okuyun! Nutuk’un başlangıcındaki, “ahval ve şerait” bugün eşhas değişikliğiyle, aynı! Emanetine sahip çıkacak “varisleri” bekliyor! Bazıları hakkında söyleyeceklerini de, kendi sesinden duyar gibiyim: “Haydi oradan maskaralar!” “ A.Kılıç’ın Çanlar Kimin için Çalıyor” başlıklı yazıdan alınmıştır.
“Düşünün, Hizbullahçılar dışarıda, askerler içerde... PKK kentlerde her akşam araç kundaklıyor... Kimilerimiz ölüyor. Erdoğan ise bunlara öfkeleneceği, APO’ya kızacağı yerde, muhalefete öfke saçan nutuklar söylüyor ve de TSK’ya vurulmakta olan son darbeler karşısında da, en azından duyarsız! Ülke barut fıçısı gibi... Ne kadar sağlam kurulmuş ki henüz patlamadı ana yakındır. Çünkü iç savaş çıkarsa yabancılar müdahale edecekler ve gene “tarih”; buyurun Sevr’e!” “ A.Kılıç’ın Çanlar Kimin için Çalıyor” başlıklı yazıdan alınmıştır.
“Kara günler”
“Bu günler, 12 Şubat ve sonrası, vatansever ordusunu canı kadar sevenler için, “kara günler” !
Süleyman Nazif 9 Şubat 1919 ’da Fransız generali d’Esperey’in, at üstünde İstanbul sokaklarında dolaşması üzerine, Hadisat gazetesinde “Kara Bir Gün” başlıklı bir yazı yazmıştı, bunu hatırladım! Istanbul’un, 16 Mart 1920’de, İngilizler tarafından işgalinden sonra Sultanahmet meydanında, binlerce kişinin katıldığı muazzam bir “Kara Gün” mitingi toplandı. Halide Edip(Adıvar)’in ağlayarak yaptığı heyecanlı konuşmayı da hatırladım. Sonraki “Kara Gün” mitinglerinde Süleyman Nazif, Mehmet Emin, Halide Hanım ve diğerleri... “Türk milletinin böyle bir işgali kaldıramayacağını” söylüyorlardı...
Istanbul’un işgalinden sonra, vatanseverler, komutanlar, İngilizler tarafından tutuklandılar. “Bekirağa Bölüğü” denen hapishaneye tıkıldılar. Sonra da düzmece “Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbi” nde yargılandılar. Bunlara karşı direniş, Halide Edıp’in yazdığı gibi Türklüğün “ateşle imtihanı” nın başlangıcı idi; kurtuluş ateşi yakılmıştı!
Bugünlerde de “Kara günler” yaşıyoruz; Önceki gün-gece 12 Şubat 2011 ve sonrası “kara günümüz” oldu. Türk Ordusunun 364 Generalinden 29’u, Kuvvet Komutanları, Deniz Saha komutanları generaller amiraller. Savcının isteği ve İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandılar. Hasdal’a “tıkıldılar”; diğerleri de Metris’e!..
Türkiye’yi şimdi işgal edenler, İngilizler değil: “amacına vardıktan sonra terk edeceklerini” söyleyen; vatmanları, biletçileri ve komutanları suçlayanlar da “fahri savcılar”.
Bu yeni tutuklama dalgasının hukuki gerekçelerini tartışacak değilim. Önceki akşam, tv kanallarında dolaştım: hukukçular ve yazarların söyledikleri bu konuda büyük bır anlaşmazlık, hatta kafa karışıklığı-karıştırıcılığı olduğunu gösteriyordu. Sadece bilimsel hukuk açısından değil; tartışanların durdukları yere göre...Tutuklamaların adilane ve hukuki oluğunu iddia edenlerin peşin hükümleri ortaya çıktı. Fakat hepsinin anlaştıkları bir husus vardı: Türk Adaletinde-Yargısında, “adaletin çok geç kalmasından başlayarak köklü bir çarpıklık-yozlaşma, adaletsizlik-hukuksuzluk” var. Hepsi söyledi: köklü bir reform gerekiyor. Reform adı altında yapılanlar da, Yargıyı büsbütün bölüyor. İktidarın sultası altına sokacak! Ancak şu bağlamda, -mesela, tutuklama gerekçeleri- hususundaki kanun maddelerinin muğlâk-tartışmaya muhtaç olması ve başka şüpheler olduğuna göre, Ergenekon Davalarında, Balyoz davasında, hangi hukuk ve adaletten söz edilebilir! İnsanlar, reformu mu bekleyecekler? Durum -esas bu olduğunda- “şeytan” ayrıntılarda,TSK’yi saf dışı kılmak komplolarında. Bu komploların arkasında yabancıların Atlantik ötesinden uzanan “parmaklar” ı olduğu da aşikâr!
Bu tabloda “Ordunun vesayeti”, “vesayetten kurtulmak” gibi sözler de bahane. Bu “dallar budaklar” bir tarafa, “Ağacın içi kemirilmekte.” Süheyl Batum’un “kâğıttan kaplan” sözlerinin tam metni okunursa, meramının ne olduğu daha iyi anlaşılacak ve şu sırada anlaşılıyor da!
İstanbul’un işgalinde tv yoktu. Şimdi var. Ben, bizler Türk Ordusunun onurlu general ve amirallerinin adi suçlular gibi TSK’nin parçası Jandarmalar tarafından kapalı tutuklu minibüslerine tıkılmalarını, Komutanların parmaklıklar arkasından fark edilen yüz ifadeleri, bana-bizlere, hüzün verdi. Bu ifadelerde hep acı, çaresizlik ve öfke okunuyordu! Ben ve eşim gözyaşlarımızı tutamadık. Mustafa Kemal’in askerleri, bu muameleleri hak etmiyorlar! Onları, Hasdal ve Metris’e götüren, oralarda, içeri alan askerin ve bütün Ordu mensuplarının da aynı hüznü duyduklarından eminim. Ötekilerle, aramızdaki fark burada. Bu manzaralar onlara muhakkak, düşman komutanları tutuklamış gibi mutluluk veriyor. Düşünün: bu Komutanları, general ve amiralleri karşılarında esas vaziyette durdurmak, paylamak, susturmak o bazıları için, ne büyük keyif!
Dün akşam kanallardan birinde, adamın biri, “Generallerin, Amirallerin, ne ayrıcalıkları var ki, onlara ’pozitif ayrıcalık’yapılsın” dedi. Evet, o generaller, amiraller, suçları sabit olana kadar, bizler için “ayrı ve ayrıcaklıdırlar” ...
Tesadüf: Mısır’da ordu yönetime el koydu. Türkiye’de de, iktidar Orduya, el koyuyor! AKP Grup Başkanvekili Suat Kılıç, tutuklama kararlarını, adeta ’idam’a çevirdi.İktidar peşin hükmünü verdi: Gerekçeler arkadan gelsin!
Türk milletinin ve ordusunun bağrına hançer dayanmış, kıvıra kıvıra sokuluyor... Bu manzara karşısında duygusallığımı mazur görün. Beni, düzmece gerekçelerle çuvallara sokulmuş, cd’ler, gizli tanıklar, gerçek olup olmadıkları ilgilendirmiyor artık. Ben, Orduma sokulan hançerden yaralıyım; hamaset yapmıyorum... Drama oynamıyorum. İçimden Harbiye Marşı’nı haykırarak, ağlayarak söylemek geliyor:
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,
Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbânıyız “ Aynen!..
Ve Haberal: Mehmet Haberal’a yapılan işkenceler, başka acı. Ya Rap, bu ne hınçtır!..Bu ne kindir!.. “
“Yegâne fahrim ve servetim, Türklükten başka bir şey değildir” dedik, diyoruz, diyeceğiz! Türk Türk’ü korumazsa Tanrı Türk’ü korumaz.”
Sevgili dostlar yazıyı okuduktan sonra güncel olaylara bakalım ve yorum
yapalım Ve Şunu unutmayalım:‘Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur’ Ve... Türk Türk’e dost olmazsa, düşmana da gerek yoktur...”

“Ne mutlu Türk’üm diyene.”
demirduzenhukuk@hotmail.com İsmail DEMİRDÜZEN
0 532 262 87 80
 

Bu yazı toplam 644214 defa okunmuştur
YÖRÜK ALİ PAŞANIN ARKASINDAYIZ
AKDENİZ YÖRÜK TÜRKMEN DERNEKLERİ FEDERASYONU
AKDENİZ YÖRÜK TÜRKMEN DERNEKLERİ FEDERASYONU’NDAN BASIN AÇIKLAMASIDIR Adana Karaisalı’da kara kıl çadırda dünyaya gelip hayatın her türlü zorluğuna rağmen Cumhuriyet’in sağladığı imkan sayesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en üst rütbesine kadar yükselen, öz be öz Çukurova çocuğu Yörük Ali Paşa; 35 yıldır kutsal saydığı Askeri üniformasını şerefle taşıdığı süre boyunca milletimizin her kesimini kucaklayan, Yörük Türkmenlerin gu...ruru ve Yörük Türkmenlerin paşası Yörük Ali Paşa balyoz davası nedeniyle tutuklanmıştır. 1980 darbesinde Milliyetçilik ve Ülkücülükten göz altına alınan 35 gün işkence ile sorgulanan ve bu yüzden sakıncalı personel olan, 28 Şubat sürecinde de milli ve manevi inançlarından ötürü şüpheli durumuna düşen, darbelerin mağduru Yörük Ali Paşa, ne kadar tutarsızlıktır ki, şu anda da Darbeye teşebbüs etmekle haksızca ve fütursuzca suçlanıyor. Hukukun ve milli iradenin üstünlüğüne inandığı için iki çocuğuna da hukuk tahsili yaptırtan, düzmece belgelerle darbeci diye tutuklanan Yörük Ali Paşa’nın bu işlerle uzaktan yakından ilgisi alakası yoktur. Olamaz da. Yörük Ali Paşa nezdinde tüm Yörük Türkmenler haksızlığa uğramıştır. Kara çadır gözeneklerinden su almaz ama, bu haksız tutuklama nedeniyle kara çadırlarımız bile üzüntüsünden ağlamaktadır. Yörük Ali Paşa’nın ve Yörük Türkmenlerin mağduriyeti derhal önlenmelidir. Türkiye’nin muhtelif bölgelerinde yaşayan bütün Yörük Türkmenler olarak Yörük Ali Paşa’mızın yanında olduğumuzu ve Yörük Ali Paşa’mızın vatan ve milletini sevmekten başka bir sevdasının olmadığını ve suçsuz olduğunu kamuoyuna saygıyla duyururuz. AKDENİZ YÖRÜK TÜRKMEN DERNEKLERİ FEDERASYON
19 Şubat 2011 Cumartesi 08:12
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Kur Bilgileri
Yazarlar
Efe HAN
Lambalı Teneke ve Kutsal Altın
Barış Estergon
“SURİYE TÜRKLERİ” DEMEK ÇOK MU ZOR?”
Gürhan GÜRSES
CANIM EFENDİM GÜL PEYGAMBERİM
Mehmet ŞENER
Kutlu doğumun nesrindeyiz?
Abdullah MOLLAOĞLU
101 POLİSİYE FİKİR - 4
Fahrettin KORKMAZ
DIŞ MİHRAKLARMIŞ…
Hasan GÜÇLÜ
Trabzon ve tarih kokan bir şehir!
Eda Karaduman
Demokrasiden anladığımız
İnci TULUNAY
HER VİCDANA AYRI ŞERBET!
Umudun SESİ
BİR YOL HİKÂYESİDİR HAYAT
Baki USANMAZOĞLU
gazeteturkaipucu
DERSHANE TARTIŞMASI
İzzettin Yusuf
Bu da mı gol değil?
Hava Durumu
Ankara 7/21 °C
İstanbul 11/16 °C
İzmir 10/17 °C
Konya 4/18 °C