MHP"DEKİ EKSEN KAYMASI
12 Eylül"ün tarihimiz açısından ne büyük bir karabasan olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Elbette cuntanın milleti birbirine düşürüp kanlı ihtilalle yönetime konması en adi hile ve desisedir bunu biliyoruz da; 1980 yılının mağdurlarının bu gün darbeden nemalanma gayretlerini anlamakta güçlük çekmiyoruz.
Mustafa Çalık bilinen tabiri ile Ülkücü camianın önde gelen liderlerindendir. Ülkü Ocakları teşkilatlarından yetişmiş; eline, beline, diline sahip en büyük ülkücü olan rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu"nun en yakın dostlarından biridir. Ülkücülüğü milletin gönlüne sokan dobralığı ve mertliğiyle bilinir; anlayacağınız Oktay Vural"a pek benzemez, düzgün bir adamdır.
Kanal A"da ki Görüş Farkı programına katılan Çalık
İkbal, iktidar uğruna kimse sahtekarlık etmesin. 12 Eylül'den herhangi bir şekilde hesap sorulmasına mani olan kim varsa sakın vatanseverlik iddiasında bulunmasın diyerek tepkisini ortaya koydu. Son günlerin içimizi acıtan eleştirilerine muhatap olan Sayın Başbakan"ın göz yaşlarını ise "Ne yapmalıydı? Davul, zurna mı çalması lazımdı? Şarkı mı söylemeliydi? O mektubu okuyup da duygulanmaması için insanın eşek olması lazım." İfadeleriyle değerlendirdi. Merkep kelimesi benim tercihim değil ama yakışmadı diyemem.
12 Eylül"ün Ülkücülere çektirdiği sıkıntıdan daha fazlasını Devlet Bahçeli ve kurmayları bugün camiaya yaşatıyor. Başbakan"ın cunta tarafından idam edilen gencin dokunaklı mektubunu okumasına, hadisenin insani boyutunu gözler önüne sererek 30 yıl önce yaşanan trajediyi bütün vahşetiyle gözler önüne sermesine bile tahammül edemiyorlar, bir bakıma ülkücü için ancak ülkücüler üzülebilir diyorlar. Oysa rahmetli gencin ailesi Muhsin Yazıcıoğlu dışında hiç kimsenin kendilerine arayıp sormadığını ifade ediyor, MHP yönetiminin Sayın Başbakan"ın gözyaşlarına tepkisi de buradan geliyor olmalı, öyle ya Devlet Bey ve avenesinin arayıp sormadığı Ülkücü Şehid"e Başbakan nasıl göz yaşı döker
Kökleriyle uzaktan yakından alakası olmayan bu günkü MHP yönetimine bundan daha büyük bir eleştiri olur mu? Millete değil Bahçeli"ye kendini beğendirme yarışına giren MHP sözcüleri daha kötü hırpalanabilir mi?
Devlet Bahçeli tuzu kurulardandır aslında. 12 Eylül"de hapis yatmamıştır, Mamak Cezaevini kitaptan okuduğundan bugün 12 Eylül savunucusu olmuştur. Rahmetli Türkeş"ten sonra Genel Başkan"lık altın tepside sunulmuş; fikri derinliği (!) ortaya çıkıp ülkücülükle teoriden öteye gitmeyen, kişisel manada ise statükocu sol bir duruş sergileyen profili görülünce Eski tüfekler tarafından sorgulanmaya başlamış, süreç sinsice organize edilen siyasi bir manevrayla Ozan Arif dahil hayatını Türk Milliyetçiliğe adamış duayenlerin tavsiyesiyle sonuçlanmıştır. Hareketin efsane isimlerinden Sadi Somuncuoğlu ve Abdül Haluk Çay Devlet Bakanlığı"ndan azledilmiş, İçel Milletvekili Ali Güngör ise Başbakan Bülent Ecevit"i eleştirdi diye MHP"den ihraç edilmişti. Oktay Vural"ın icadı işte bu hadiselere dayanır; gırtlağıyla beyni arasındaki bağlantıyı bir türlü fark edemediğimiz Vural tipi politikacılar; gürültüyle gerçekleri örtmede çok işe yararlar.
MHP; beğenirsiniz, oy verirsiniz, eleştirirsiniz bilmem ama hiçbir zaman Türk Siyasetinin magazin partisi olmamıştır. Milli Görüş ve Milli Mücadelecilerle ittifak yaparak Meclis"e giren Türkeş ilkelerine her platformda sahip çıkmış ciddi bir politikacıydı. Dava arkadaşlarını satmadığı gibi 12 Eylülcülere de yüz vermedi. Oy alabilmek veya iktidara konabilmek adına Müslümanlara Münafık demedi. O"nun terbiyesi Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı"na ağza alınmayacak hakaretleri yağdırmaya müsait değildi. Mücadelesi inandığı değerler ve Türkiye içindi, o yüzden partili partisiz hemen herkesten hak ettiği saygıyı görmüş ve tarihimizde yerini almıştır. Bugün Ekseni kaymış MHP yönetimine gelince: Tavırlarınız, günlük politikalarınız, sözde vatanseverliğiniz artık milletimize acı vermeye başladı. Başbakan"a hakaret etmek ve eski tüfek ülkücüleri Bizans oyunlarıyla alaşağı etmek dışında ne hüneriniz var? Tarihi ekonomik krizle teslim ettiğiniz iktidarınız sonrasında meclise bile girememiştiniz, istifa kararı alan Genel Başkanınız ise sözünü yutup ne pahasına olursa olsun koltuğa oturdu. Davası için canını verme dürüstlüğü gösterebilenlerin ilkeli politikacıları gerçekten sizler misiniz? Lütfen millete acı çektirmeyin, zulmetmeyin. Çalık"ın dediği gibi 12 Eylül"den hesap sorulmasına engel olup, vatanseveriz demeyin