Çok Okunanlar
Site İçi Arama
Yorumlar
Türk Kahvesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Abdullah MOLLAOĞLU
ERTUĞRUL ÖZKÖK MEDYA PEYGAMBERİ Mİ?
24 Temmuz 2010 Cumartesi 00:17
Ertuğrul Özkök 20 yıldan fazla bir süredir hayatımızda. Onunla şerefyab olmamız 1990 yılına dayanıyor. O yıl Hürriyet Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Yerine de Ertuğrul Özkök getirildi.
***
Çetin Emeç'le ilgili gözden kaçan bir noktayı vurgulamakta fayda var, yeri gelmişken; Katledildikten sonra Çetin Emeç'in cesedinin fotoğrafı, belden üstü çıplak şekilde gazetelerde yayımlanmıştı. Tıpkı Abdi İpekçi'nin ve Abdullah Çatlı'nın cesetlerinde olduğu gibi. Onların da ölümlerinin ardından bel üstü çıplak fotoğrafları medyaya verilmişti. Yani Emeç'in ölümü fotoğraf teyidi ile de vurgulanmak istenmiş gibiydi.
İlginç bir ayrıntı değil mi? Fakat şimdi konumuz Emeç değil, onun halefi Özkök olduğu için fazla zaman yitirmeden esas mevzumuza geçelim.
***
Ertuğrul Özkök gazeteci kökenli bir yayın yönetmeni değil. Kendisi aslen bir akademisyen. Fakat yayın yönetmeni kimliği, hocalığından baskın olduğundan onun bu yönü pek gün yüzüne çıkmamış. Özkök'ün Hürriyet'teki ilk icraatlarından birinin gazetenin 40 senelik logosunu değiştirmek olduğunu hatırlıyorum. Yani Özkök bir yönüyle de değişimci bir isim. Kendisi aynı zamanda köşe de sahibi. Yıllardır Hürriyet Gazetesi'nde hatırı sayılır bir pafta kaplayacak şekilde yazılar kaleme alıyor. Ve yazdığı bu yazılar sonrasında da şüphe yok ki "Türkiye'nin en etkili köşe yazarı" payesini omuzlarında taşıyor.
***
Neden böyle bir sonuca vardım? Şundan dolayı;
Türkiye'de yayımlanan gazeteleri ve dergileri şöyle bir gözden geçirirseniz hemen hepsinde haftada en az bir defa Ertuğrul Özkök'e atıfta bulunan, ondan bahseden, onu yeren hatta ona hakaret eden yazı ve haber çıktığını görürsünüz. Bu yazılar Özkök'le aynı veya yakın düşünceye sahip olan basın kuruluşlarında çıktığı gibi özellikle Özkök'e muhalif medyada ciddi yer işgal edecek şekilde arz-ı endam ediyor.Kimi köşe yazarları Özkök'e açık mektuplar yazıyor. Kimileri alıntılar yapıyor. Kimi isim vermeden yerden yere vuruyor. Yani bir şekilde laf dönüp dolaşıp Ertuğrul Özkök'e geliyor.
***
Özkök'ün yazılarına baktığınızda ise garip bir durum ortaya çıkıyor. Çünkü bu derecede referans niteliği taşıyan Özkök'ün yazılarında aslında pek de orijinal fikirler görünmüyor.Yazıların neredeyse tamamı gündelik mevzularla ilgili içerik taşıyor.
Ve aynı yazıların özgün tesbitlere sahip olmadığı da gözlerden kaçmıyor.
***
Şimdi, bir saptamamızı not edelim;
Bugün Türk basının en etkili gazetesi Hürriyet'tir. Hürriyet her ne kadar tiraj noktasında sürekli zirvede kalmasa da 1948'den beri sürdürdüğü yayın çizgisi ile etkinliği bir an için olsun elden bırakmıyor. Bunda hiç şüphesiz Hürriyet'in asırlık reklam cümlesi "Hürriyet, büyük gazete!"nin de tesiri var. Diğer gazetelerde manşetten verilen pek çok haber, bu yüzden olsa gerek ki Hürriyet'in ikinci veya üçüncü sayfasında yer aldığı oranda ses getirmiyor. Bu haliyle Hürriyet bugün, etkili yayınları, maddi gücü ve sunum tarzı ile artık bir marka. Ve Ertuğrul Özkök de bu markanın başındaki isim olması dolayısıyla pırıltılı bir imzaya sahip. Hürriyet, Türk medyasında hep "amiral gemisi" olarak zikrediliyor. Binanenaleyh, "Türk basının amirali" de Ertuğrul Özkök oluyor. Öyle olunca da onun köşesinin etrafını büyülü haleler sarıyor ve kaleminden çıkan hemen her şey değişik kesimlerde yankı buluyor.
***
Hal böyleyken yaşananlara biraz dikkatle bakınca, aslında olan bitenin gayet normal olduğu görülüyor.Şöyle ki;
Medya olgusunun toplumsal şartların dışında değerlendirilemeyeceği herkes tarafından kabul ediliyor, değil mi?
Türkiye hâlâ gelişmekte olan ülkeler kategorisinde bulunduğundan ve bir türlü de gelişemediğinden, Türkiye toplumu da -gelişen ülkelere nazaran- alt basamaklarda bulunuyor. Dolayısıyla düşük toplumların özelliklerini taşıyor.
Hayranlık duygusu ve kült ihtiyacı ise işte böylesi düşük toplumların en başat hususiyetleri arasında bulunuyor.
Medya da bu toplum içinden fışkırdığına göre, medya mensupları da ait oldukları toplumun genetik kodlarını taşıyor ve bu yüzden kendi içlerinde "güçlüye tabi olma duygusunu" son raddesine kadar yaşıyor.
Öyle olunca da -adeta bir ilahi güç edinme ihtiyacı içinde- bir gazete, diğer gazetelerden daha "üst" bir noktaya taşınıyor. Gazetenin "üstlüğüne" biat etmiş olan kişiler özgüvenden yoksun oldukları için de bu gazetenin yerine bir başka gazete veya gazetelerin geçmesini akıllarının ucuna dahi getiremiyor. Ve o "ulu" gazetenin başındaki isim de doğal olarak "yücelik" makamına kuruluyor ve pırıltılı bir kurgu içinde saltanatını sürdürüyor.
Bu sözlerimizi somut örneklerle güçlendirmek için sadece iki isim veriyoruz şimdi: "Hürriyet" ve "Ertuğrul Özkök"
Nasıl? Oldu mu?
Bence cuk diye oturdu!
***
Gerçi Ertuğrul Özkök bir kaç ay önce genel yayın yönetmenliği unvanını bıraktı. Ama sanırım bu unvan, Muhammet Ali'nin veya Mike Tyson'ın unvanları gibi, gayrıresmi olsa da onun görünen evreninden ayrılmıyor. Daha geçen hafta yazdığı (Türkler'le Kürtler'in ayrılması bahsi) bir yazı ile de bu yüzden ortalığı sallıyor. Köşe yazarları ondan bahsediyor, televizyon proğramları yazılarından alıntılar yapıp hararetli tartışma proğramları yayınlıyor.
***
Güç bu olsa gerek. Ve "dördüncü kuvvet medya" ibaresi de işte bu şahısta ete kemiğe bürünüyor olsa gerek. Böylesi bir gücün şehveti de büyük olsa gerek. Ve böyle bir kudret varken kalkıp da siyasete atılmanın, sivil toplum hizmetlerine katkıda bulunmanın, yani "somutlaşlamanın" lüzumsuzluğu da ortada olsa gerek.
***
Bendeniz medya camiasına mensup değilim. Evet, okul yılllarımızda duvar gazeteleri çıkartıp amatör dergiler yayımladığımız vakidir. Ve bir kaç zamandır internet dünyasında fıkralar yazdığımız da.
Fakat bunlar beni gazeteci yapmamakta.
Ama yazılacak onca memleket ve meslek meselesi varken kalkıp da Ertuğrul Özkök'e dair kalem oynatıyorsam...
Demek ki var bu işte bir numara.
HOŞGÖRÜ
enes
gazeteturka'nın hoşgörüsüne hayranım
29 Temmuz 2010 Perşembe 20:56
A.Bayramoğlu
Kerim
Dünkü Yeni Şafak'taki yazısında Ali Bayramoğlu yine E.Özkök'ten bahsetmiş. Alışkanlıklar devam ediyor anlaşılan.
29 Temmuz 2010 Perşembe 13:42
okuyabilmek için bir yazar gerek
Aynur Balci
Sayın mollaoğlu.ertuğrul özkök için kullandığınız bir cümle dikkatimi çekti güç bu olsa gerek diyorsunuz.Doğruda sizin gücünüzüde küçümsemeyin.yorumlara bakarmısınız?.Ben gazete turkayı sayın efehan ,ile tanıdım.ağır hasta olmam nedeniylede kendime bir arkadaş buldum.en önemlisi gazate içinde yorumlar vasıtasıyla arkadaşlar dostlar edinebilmemdi.Yaşım itibarıylaki(60)bir çoğu evlatlarım yaşındalar ve diyalog kurarken kendi açımdan sorun yaşamadım.takdirle.gururla izledim.yazarlar içinde konuları bana ağır gelenler olduğu gibi meşrebime uyanların çoğunlukta olduğunuda gördüm.ve Facede esra erşahin-i tanıdım .en büyük kızımın yaşında.son derece saygılı yaşam dolu,geleneklerimizdeki o edebi yansıtan konuşmaları aramızda anne evlat sevgisi oluşturdu.dün sayın mollaoğlunun yazısına gelen yorumlara bakınca çok üzüldüm.ve akşam sayın gürhan gürsesin yazısına yazdığım yorumdan sonra sayın molaoğlunun yazısınada bir yorum yazdım .bu sabah yorumumun yayınlanmadığını gördüm.Esra hanımı arayarak bu yorumlara üzüldüğümü belirttim.ciddi anlamda üzüldüğünü gördüm.Evet sayın mollaoğlunu tanıdığını her arkadaş gibi onlarında seviyeli bir gazete arkadaşlığı olduğunu biliyorum.ama ne Esra hanımın .nede sayın mollaoğlunun bu tür polemiklere ihtiyacı olmadığınıda biliyorum.Esra hanım kendi dalında bir kariyer sahibi olmuş.güzel bir aileye sahip saygın biri.Sayın mollaoğlu hakeza enm.teşkilatındaki görevi yanında buradada aynı başarıyı elde etmiş biri.ben yorum yaparken Esra hanımın yorumlarını arardım .görürşleri benim için çok önemliydi.Halada öyle ancak bugün kendisini aradığımda gerçekten sinir sistemi bozulmuş ve çok üzgündü .bir daha gazete turkaya yorum yapmayacağını kesinlikle belirtiyordu.bu sayfada çirkin ve imalı.itham eden yorumcuya soruyorum.sizin amacınız gazete okumakmı.okuduğunuz yazıya yorum getirmekmi?yoksa artık gazete yayın evlerinin içinede fitne sokmakmı.Şundan eminimki sayın mollaoğlu olgun kimliğiyle bu yazılara üzülsede yanıt vermeyecektir.Ama Esra hanımda bu gazeteye severek bu kadar uzun bir süre yorumlarıyla destek veren bir kişi olarak bu kadar yıpratılmamalıydı.bu ve diğer basın kuruluşları,nın gelişmesi,büyümesi.bilinçli kişilerin yorum .eleştiri.ve destekleriyle devam eder ve büyür.bence siz Esra hanıma istediğinizi söyleyebilirsiniz vijdanınıza kalmış bir şey ama lütfen bir bayanı muhatap aldığınızı unutmayın .Bende Esra erşahinin bu gazetede yorum yapmaması gazete için bir kayıptır.benim gibi onun yazılarını örnek alan ve bu yolda ilerlemek isteyen çok kişi biliyorum.İnsana hitap eden hangi kuruluş olursa olsun insanlardan kopamaz ve onları hiçe sayamaz .o zaman siz yazar siz okursunuz.facede Esra hanımla yaptığım sohbetlerden sayın mollaoğlunu takdir etmekten öte bir şey duymadığımı belirtmeliyim.geleceği bugünden daha başarılı olacağına inandığını ifade eder.bugün aradığımda ise kesinlikle bir daha bu gazeteye yorum yapmama kararı aldığını gördüm.bu beni üzdü.imalı yorumlar yapan kişi amacına ulaşmadan esra hanım zaten kariyer yaptığı işinde başarısına devam edecektir ama gazate turka bu kadar donanımlı bir dost kaybetmiş olacak.ve siz Esra hanımla kafayı bozan kişi artık meydan sizin ama insanın EDEP YA HU .diyesi geliyor.Şunuda düşünebilirsizin ikiside izmirli birbirlerini koruyorlar.hayır ben sakaryadayım ve Esra hanımı bire bir görmedim bile .Ama dostluğumuz okadar güzel yürüyorki.birbirimizle bazı şeyleri paylaşabiliyoruz .yani teknolojinin bana kazandırdığı bir evlat.bir başka yazarın yorumnda ise izmirli kızları ahlaki değerlerini yargılayan bir yazı gördüm .yeğenimin eşi izmirlidir ve göz bebeğimizdir.bu tür yorumların yayınlanmasınada şaşıdığımı söylemeliyim .bunlar yazıya.yazara.gazateye ne kazandırır.anlayabilmiş değilim.ediyörlerimizin tarafsızlığı güzelde bu kadarı doğrumu acaba.sayın mollaoğlu size bundan sonraki hayatınızda başarılar diliyorum .beyefendi kimliğiniz sabrınız kaleminizin gücüne güç katacaktır .inanıyorum.ancak bir kez daha vurguluyorumki esra hanımın bu gazateye yorum yapmayacağını bilmek beni son derece üzdü.gazete turka benim hayatımdada önemli olan bir gazete olduğu için orada yaşanan olumsuzluklar beni ciddi anlamda üzüyor.saygılar
29 Temmuz 2010 Perşembe 13:13
edep
memur
amirim böyle yorumlar hep olacaktır.başarılı insan her zaman malesef bizim memlekette kıymet görmemektedir.böyle yorumlar sizi kamçılamalı.burda yazarada esra hnda yazarla aynı fikri paylaşanlara karşı tavır var.yazarı seviyoruz saygımız büyük takip ediyoruz gurur duyuyoruz.esra hnda ayrı değer onuda seviyoruz.tanınmadığı halde hanım diye hitap edilmesini sağlayabilmişse kim olduğu ortada demektir.gülendamla zehra aynı kişiler aynı adam bayan artık bilmem.yazarmız okumuş vatana millete faydalı bu teşkilatın gururlarından birisidir.sizinle uğraşan adamların sonu herdaim hüsrandır.saygılar.
28 Temmuz 2010 Çarşamba 23:57
gülendam
ali
gülendam sen ne ayaksın? otur oturduğun yere canımı sıkma
28 Temmuz 2010 Çarşamba 19:45
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Kur Bilgileri
Yazarlar
İnci TULUNAY
MEMLEKET KAZAN , LİDERLER KEPÇE!!
Fahrettin Korkmaz
BAYRAMINIZ DA REFERANDUMUNUZ DA H…… OLSUN!
Saliha AKKUŞ
BİOENERJİ UZMANI
BAYRAMDA RUH VE BEDEN SAĞLIĞIMIZ
Mehmet ŞENER
Bayram Yaklaştı
Gürhan GÜRSES
BENİM BEN
Abdullah MOLLAOĞLU
HER KENTE BİR POLİS MÜZESİ!‏
Baki USANMAZOĞLU
gazeteturkaipucu
KADİR GECESİNİ DUA İLE DEĞERLENDİREMEK
Serdar ARIKAN
ÜŞÜYOR ÜLKEM KUTUPLAŞIRKEN SEMALARI
Hicran HANZADE
RUHUM DİNLENSİN
Aydoğan DEVECİ
KİRLİ POLİTİKA VE HALK OYLAMASI
Sevil MORTAŞ
SEVMEK
İsmail DEMİRDÜZEN
Türkmenler Birliği
Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt değildir
Hava Durumu
Ankara 10/28 °C
İstanbul 21/27 °C
İzmir 20/33 °C
Konya 11/26 °C