1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. ATATÜRK’ÜN YAVERİNDEN BİR ANI
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

ATATÜRK’ÜN YAVERİNDEN BİR ANI

A+A-

Saygıdeğer Okurlar,
      
       Ülkemiz adına şu sıralar, ATATÜRK’e her şeyden çok ihtiyaç duyduğumuza inanmaktayım.
       Bu yüzden yaverinin onunla birlikte yaşadığı bir anısını sizlerle paylaşmak istedim.
       Ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastlar.
       Attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokulur,
       “Merhaba nine”
       Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle,
       “Merhaba” der.
       “Nereden gelip nereye gidiyorsun nine?”
       Kadın şöyle bir duraklayıp;
       “Neden sordun ki, sen buraların sahibi misin?
       Yoksa bekçisi mi? diye sorar.
       Paşa gülümseyerek, “ne sahibiyim ne de bekçiyim nine”
       “BU TOPRAKLAR TÜRK MİLLETİNİN MALI, BURANIN BEKÇİSİ DE TÜRK MİLLETİNİN KENDİSİDİR.”
       “Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin” diye sorar.
       Yaşlı nine başını sallayarak, “tabii söyleyeceğim, ben Sincan’ın köylerindenim, otun geç bittiği, atın geç yetiştiği, kavruk köylerinden birindeyim.”
       “Bizim muhtar bana bilet aldı, trene bindirdi koydum Ankara’ya geldim.”
       “Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?”
       “Gazi Paşamızı görmek için, başını pek ağrıttım da, benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü.”
       “Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye dua ettim durdum, rüyalarıma girdi Gazi Paşa, bende gün demeyip muhtara anlatınca, o da bana bilet alıp Ankara’ya saldı.
       “Geceleyin Ankara’ya vardım, yol yolak bilmediğimden akşamdan beri kendimi oradan oraya vuruyorum.”
       “Senin Gazi Paşa’dan başka bir isteğin var mı?”
       Yaşlı ninenin yüzü birden sertleşir.
       “Tövbe de bey, tövbe de!”
       “DAHA NE İSTEYEBİLİRİM O BİZİM VATANIMIZI, BİZİ DÜŞMAN ELİNDEN KURTARDI, ŞEHİTLERİMİZİN
MEZARLARINI ONLARA ÇİĞNETMEDİ”
       “ONUN SAYESİNDE ŞİMDİ İSTEDİĞİMİZ GİBİ YAŞIYORUZ, ŞUNUN BUNUN, GAVUR DÖLÜNÜN KÖPEĞİ OLMAKTAN ONUN SAYESİNDE KURTULMADIK MI, DAHA NE İSTEYEBİLİRİM Kİ ONDAN?”
       “Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! demek için yollara düştüm.”
       “Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek, sen efendi bir adama benziyorsun, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver.”
       Atatürk’ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinde belliydi.
       Bana dönerek;
       “Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır, benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu”
       Yaşlı kadının elini tutarak “anacığım, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar getiren Gazi Paşa yani ATATÜRK işte karşında duruyor” dedim.
       Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü.
       Elindeki değneği yere fırlatıp Atatürk’ün ellerine sarıldı.
       Görülecek bir manzaraydı bu.
       İkisi de ağlıyordu.
       İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı.
       Yaşlı kadın belki on defa öptü Atanın ellerini, Ata da onun ellerini öptü.
       Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı, daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri idi bu.
       Bunu Atatürk’e uzattı.
       “Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim.”
       “Seversen gene yapıp getiririm.”
       Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi ve çok beğendiğini söyledi.
       Sonra birlikte köşke kadar gittik, oradakilere şu emri verdi;
       “Bu anamızı alın iki gün konuk edin, sonra köyüne götürün ve giderken de kendisine üç inek verin, benim armağanım olsun.”
       Evet saygıdeğer okurlar,
       Dünya ülkeleri onu yüzyılın lideri olarak seçip, yapılacak şeylerde örnek alınması gereken birisi olarak gösterirken,
       Bizler ise, onu anlamak yerine arkasına sığındığımız ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK işte böyle biri,
       Bu topraklar Türk milletinin malıdır ve bekçisi de Türk milletinin kendisidir diyenle,      
       Babalar gibi satarız, kime satacağımız sizi ne ilgilendirir diye, şahsi çıkarları uğruna sanki babalarının malını satıyormuş gibi ülkenin değerlerini peşkeş çekenleri,
       İki oğlunu şehit veren Türk anasının bu ülkenin özgürlüğü için söyledikleri ile
       2’şer kiloluk şeker, pirinç ve 10 torba kömür ile geçici olarak günlük ihtiyaçları karşılanan yoksul vatandaşın ve çocuklarımızın geleceğini emperyalist güçlere ipotek ettirmek isteyenleri,
       Bu anamızı alın iki gün konuk edin sonra da köyüne kadar götürün diyenle,
       Vatandaşının sorununa, yanıt olarak ananı da al git diyenlerin ülkeyi ne hale getirdiklerini iyi bir kıyaslayın.
       ŞU KESİNLİKLE BİLİNMELİ Kİ,
       BU TOPRAKLAR ÜZERİNDE IRK, DİL, DİN AYRIMI YAPMADAN YAŞAYAN HİÇBİR FERDİN KİN NEFRET VE ŞİDDETLE İŞİ YOKTUR VE OLAMAZ.
       BİZİM ÜZÜLDÜĞÜMÜZ
, hırsızlığın, yolsuzluğun önünü ve bağlantı hortumlarını kesiyorum diyerek, halkı daha da yoksullaştırıp, çapları büyüyen hortumlarla yapılan hırsızlığın ve yolsuzluğun göz ardı edilmek istenmesi,   
       Ayrıca ulu önderimizin bu ülkeye en büyük emaneti olan ve onun sayesinde özgür yaşamlarımızı borçlu olduğumuz LAİK CUMHURİYETİ,   
       Ve onu koruyucu temel taşları olan TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ ile YARGININ bilinçli olarak yıpratılarak,
       Diğer dünya ülkelerin gözünde, bu kurumların itibarının zedelenmesine çanak tutup, emperyalist güçler ve işbirlikçilerinin taktiği gereği göz göre göre kamplaşan ülkeyi sahipsiz ve korumasız bırakma düşüncesidir.
       Saygılarımla,

       İNSANIN KAZANDIĞI PARADAN DEĞİL
       PARANIN KAZANDIĞI İNSANDAN KORKULUR
      
                                                                                                                          dost.kosesi@hotmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar