1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. ATATÜRK’ÜN DEVLET ADAMLILIĞI
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

ATATÜRK’ÜN DEVLET ADAMLILIĞI

A+A-

Saygıdeğer Okurlar,

 

      Stalin’in Sovyetler Birliği’nin başında olduğu dönem de Ankara Büyükelçisi ünlü bir diplomat Karakan’la yaşanan bir diyalog; 

      1917 Ekim Rus devriminin yıl dönümlerinden birinin sabahında Stalin, son derece sivri, onur kırıcı ve anlamsız bir demeç veriyor.

      Bu demecinin içinde aynen şunları söylüyor;

      Herkes bilsin ki, Rus milleti Boğazlarla, Ardahan’ı ele geçirmekten asla vazgeçmeyecektir. 

      Çok yakın bir zamanda davalarımızı halletmiş olacağımızı şimdiden müjdeliyorum.”

      Aynı gece Ankara’da Sovyet Büyükelçiliği’nde de ihtilalin yıl dönümü kutlamaları yapılıyor.

      Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal ATATÜRK, gece yarısına doğru Stalin’in bu densiz demecinden haberdar oluyor ve maiyetine emrediyor.

      Atları hazırlayın gidiyorum!”

      Paşamız bu saatte nereye gidecekler?”

      Sovyet Sefaretine!”

      Maiyetin etekleri tutuşur, çünkü olayı kavrarlar, içlerinden birisi Atatürk’e

      Paşa hazretleri nasıl olur?

      Protokolsüz mü?

      Siz devlet başbakanısınız, protokolsüz nasıl gidersiniz?

      Ben protokol falan dinlemiyorum çocuk. Stalin vatanımın topraklarına göz dikmiş, sen bana protokolden söz ediyorsun.”

      Hazırlayın arabaları diye cevap verir.

      Büyük önderimiz ve arabalar hazırlanır.

      Atatürk ve maiyeti, Sovyet Sefaretinin kapısına dayanır.

      Ulu önderimiz yüzü asık bir şekilde yukarı çıkar ve o sırada sefarette büyük bir balo vardır.

      Atatürk kendisini karşılayan Büyükelçi Karakan’ı görünce,

      Merhaba Karakan der ve aynı sert ifadeyle devam eder.

      Rahatsız ettim ama sen benim şahsi dostumsun kusurumuza bakmazsın”

      Bir hususu esasından anlamaya geldim.”

      Emredin Ekselansları,”

      Ajanstan öğrendiğime göre, başbakanınız Stalin, Ardahan’la Boğazları istemiş kararı katiymiş.”

      Pek yakın bir gelecekte bu kararını uygulayacakmış, tam böyle söyleyip söylemediğini bilemem ama buna benzer şeyler söylemiş.”

      Tabii bu nutkun da bir sureti sende vardır, getir bakalım şunu da, işin aslını faslını iyi anlayalım.”

      Stalin’in nutku getirilir.

      Atatürk metnin o kısmını yanındakilere kelime kelime tercüme ettirir.

      Nutuk ajanstan geçen metin ile aynıdır.

      ATATÜRK “Karakan sefaret telsizinden derhal Stalin’i bulduracaksın. 

      Bu beyanatından vazgeçip geçmediğini sorduracaksın.”

      Başbakanın tükürdüğünü yalayacak, yalamazsa ben yapacağımı bilirim. 

      Cevap bu gece gelecek, çünkü benim senin başbakanından daha önemli kararım var.”

      İstediğim cevabı almadan sefaretinizden dışarı adım atmam, eğer cevap istemediğim şekilde gelirse bil ki buradan çıkıp doğru Rus sınırına gideceğim””

      Karakan çaresizlik içinde telsizinin başına gider ve Atatürk’ün söylediklerini aynen nakleder.

      Stalin’den gelen cevap büyük önderimizi tatmin eder. Çünkü cevapta aynen şöyle söylenmektedir.

      Stalin sürçü lisan eylemiştir. Boğazlarla Ardahan’ı almak gibi bir arzusu katiyetle yoktur.”

      Atatürk cevabı okuduktan sonra Rus Büyükelçisi Karakan’a hitaben;

      Karakan seni geri çağırırlar ve yaşatmazlar, uzun süredir tanışıyoruz, istersen bize iltica et.”

      Karakan bu teklife olumsuz cevap verir ve cevabı telgraftan hemen sonra bir telgrafla geri çağrıldığını açıklayarak,

      Teşekkür ederim, “SİZİ TANIMIŞ OLMAM BİLE KÂFİDİR” ancak memleketinizdeki vazifem sona ermiştir, yarın hareket edeceğim.”

      Atatürk fazla ısrar etmez ve Çankaya’ya döner.

      On gün sonra şöyle bir haber gelir.

      Sovyetler Birliği’nin eski Ankara Büyükelçisi Karakan fırında yakılmak suretiyle idam edilmiştir.

      Evet, Saygıdeğer Okurlar,

      Ulu önderimiz ATATÜRK işte böyle bir LİDER ve DEVLET ADAMI idi.

      Vatanına ve bu topraklar içinde yaşayan insanına değer verdiği gibi, samimiyetine inandığı yabancı olan devlet adamlarına da sahip çıkan örnek bir devlet adamıydı.

      Şimdi kıyaslamanızı istiyorum.

      Dış güçlerin savaşla alamadıkları ülkemizin stratejik noktaları şimdi onlara parça parça satılıp, lime lime bölünmeye göz yumulurken,

      Ve bunlarla ilgili tepkileri olanlara da,

      Ülkenin işgal altına girdiğini söylüyorlar, gelsin işgal etsinler,”

      Stratejik yer imiş, ne stratejisi önemli olan müşteri bulmak, 

      Burada toprak alan yabancılar alıp da evlerine mi götürecekler? Hepsi yerinde duruyor,”

      Müşteri gece gelsin, pijamayla karşılarına çıkarım,”

      Seviyorum bu işleri arkadaş diyerek,

      Limanlarımızı, ekonomimizi, haberleşmemizi ve yeraltı kaynaklarının işlem sahalarını pis pis sırıtarak peşkeş çekenleri,      Aynı zamanda protokolü yandaşlarına iş ayarlama olarak görüp ulu önderimiz ATATÜRK’e saygısı olmayanların ayaklarına kadar gidenleri de görüyoruz.

      Ve şimdi sizlerin;

      Tükürdüğünü yalatan ve dünyanın saygıyla önünde eğildiği yüzyılın LİDER’i Mustafa Kemal ATATÜRK’le, 

      Gözümüze bakarak yalan söyleyip, özgürlükler ülkesi olmasını istiyoruz diyenlerin söylemlerini,

      Ülkenin yer altı, yer üstü kaynakları ile zor şartlarda kazanılan Cumhuriyet kazanımlarını emperyalist güçlere ve dost gözüken düşman ülkelere peşkeş çekenleri, 

      Özgürlüğümüzü kısıtlayıp çocuklarımızın geleceğine ipotek koyduranları kıyaslayın istiyoruz.

      Kıyaslama yaparken de, herkes tarafından özgürlüğün ne olması gerektiğinin düşünerek, çay kaşığı ile verip kazanlarla götürenlerin doğru kıyaslama yapılmasını,

       Ayrıca Türk milletini Atatürk’ten uzaklaştırmaya gayret eden çalışmaların ana hedefinin vatan toprakları olduğu unutulmaması gerektiğinin önemini belirtiyorum.

      

        Saygılarımla,

 

        İnsanın özgürlüğü; istediği her şeyi yapabilmesinde değil,

        İstemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar