1. YAZARLAR

  2. Mehmet ŞENER

  3. Arkadaş , ayakkabı, mutluluk
Mehmet ŞENER

Mehmet ŞENER

Yazarın Tüm Yazıları >

Arkadaş , ayakkabı, mutluluk

A+A-

Okula köyden gelen masum, masum olduğu kadar utangaç çocuk vardır. Sınıfında ki  arkadaşının birisinin köylü çocuğun durumu dikkatini çeker.

Merkezde ikamet eden çocukla,  kardeşi köylü çocuğun durumuna üzülürler. Çünkü köylü çocuğun yağmurda da, soğukta da , sıcakta da aynı ayakkabıyla okula gelmesine her gün şahit olmaktadırlar.

İki kardeş ağabey, kardeş aralarında üzüldükleri arkadaşlarına kışlık bot almayı düşünürler. Gerçekten  çocuğun haline acırlar. Acımak , erdemdir, olgunluktur.

Ağabeyle, kardeş  ilköğretimin birinci kademesinde öğrenim görüyorlardır. Kendilerince halledilmesi gereken  mesele vardır. Almış oldukları kararı annelerine çekinmeden iletirler.

Annesi yavrularını öper. O beyaz örtüsünün altına sakladığı gözlerinden yağmur gibi yaşlar boşanır. Küçük kardeş  hemen fark eder, annesin ağladığını , anne ne oldu der?

Niçin ağlıyorsun canım anneciğim der? Annesi örtüsü gibi temiz kalbinin en derininden yaşların geldiğini anlatmak istemez.

Çünkü değerli olan varlıklar alal usul ortada görülmez. Annesi böyle duyarlı yavruları olduğuna şükreder. Allahım der, işte bu güzel yavrularımın , bu duyarlıklarını gördüm ya. Ey yüce rabbim, böyle evlatlar nasip ettiğin için sana ne kadar şükretsem azdır der.

Yalnız anne biz düşündük ama  bu konumuzun bizce en büyük  sıkıntısını  söylemek istiyoruz derler. O temiz yürekli anneleri , buyurun yavrularım der.

Ağabey söze başlar tabii ki der büyüklerden izinsiz kararda almak istemiyoruz . Evladım bu düşüncenize kim hayır diyebilir ki der anneleri?

Olsun yinede kendi başımıza iş yapmak istemeyiz der kardeşi , açık konuşur musunuz der  anneleri? Babamız ne der acaba diye düşündük?

İki kardeş annelerinden alacakları cevabı beklerken beklenmedik zil çalar. Kapıda soğukta zil çalanın bekletilmesi uygun düşmezdi. Hemen evin en küçüğü kapıya koştu.

Bu saatte gelenin kim olduğu belliydi. Babalarıydı. Allahım dedi iki  kardeş tamda konuyu bağlayacaktık, işte babamız geldi dediler.meselemiz buydu işte , beş dakika sonra gelseydi babamız dediler, içlerinden.

Babaları kıyafetlerini değiştirirken fark etti . çocuklarıyla annelerinin özel konuları olduğunu. Neyse dedi, aldırmadı. Nasıl olsa evin küçüğü bir şekilde babasına söylerdi.

Bu sefer öyle olmadı anneleri hemen dedi ki,  bizim çocuklar okullarında ki arkadaşlarının ayakkabısını gördükçe üzülüyorlarmış. Arkadaşları şu kış gününde,  uygun olmasa da bulunan ayakkabısıyla okula geliyormuş. Ayakkabısının haline bizimkiler üzülmüşler. Üzülmelerinden öte kendi harçlıklarıyla arkadaşlarına kendi giydikleri kalitede bot almayı düşünüyorlarmış.

Babamız ne der acaba diye de endişe ediyorlar? Babaları çok derinden iç çekerek dedi ki, aferin dedi çocuklarının duyarlıklarına.

Çünkü çocukları babalarının geçmişteki çocukluk yıllarını bilmiyorlardı ki. Babalarının çocukluğunun da, çocukları  kendi çocuklukları gibi geçtiğini düşünüyorlardı. Halbuki babaları defalarca anlatmıştı çocukluk yıllarını.yoksulluklarını.

Çocuklarının bu vicdani sorumluluk duygularının çok takdire şayan olduğunu anlayacakları dille anlattı. Bu arada hiç görmedikleri olaya şahit oldular. Babaları ağlıyordu.

Çocukları babalarının ağladığını ilk defa görüyorlardı. Çocukları sormadan edemediler. Baba , babalar ağlar mı? niye ağlamasın ki yavrularım dedi?

Çocukları biz erkekler ağlamaz bilirdikte ondan dediler. Evet ama erkekler ağlamaz denir. Basit konularda ağlanmaz , ama göz yaşının değeri kadar, değerli olan işlerde de ağlanır dedi.

İlköğretim çağında ki çocuklar bu cümleden bir şey  anlamadılar. Babaları yaşadığım olayı anlatayım size dedi.. Şöyle ki : evet yapacağınız iş  gerçekten çok değerli. biz büyüklerin yapması gerekeni yapmayı düşünmeniz beni  çok etkiledi dedi babaları .

Bu kadar değerli düşüncenizin olmasına ağladım diyebildi. Aslında babaları bu sahneyi hatırlamıştı. Belki ona arkadaşları yardımcı olmamıştı ama.işte o babalarının unutamadığı sahne gözünün önüne gelmişti. Babaları fakir ailenin okulda okuma mücadelesi veren küçük çocuğu iken  , öğretmeni bir gün evinde ki , ufak tefek işleri öğrencisine yaptırır.

Çocuk utanmasın vereceğim eşyadan dolayı diye böyle yolu tercih eder öğretmeni . Çocukların babası öğretmeninin işlerini  yapmıştır. Öğretmenine işim yoksa gidebilir miyim der?

Öğretmeni çocukların babasına elinde ki poşeti uzatır. Utanır, almak istemez. Öğretmeni der ki, al yavrum bak çalıştın, emek çektin onun için hediye ediyorum der.

Yüzü kızararak alır hem de sevinerek  evine gider. Evde poşeti açınca hiç giymediği ama giymek istediği ayakkabılar sarılıydı. Evdekilere gösterince , aile büyüklerine öğretmeni tarafından hediye olarak verildiğini anlatınca aile büyükleride şaşırmışlardı.

İşte o günleri hatırlar her yeni ayakkabı giyiminde babaları.çocuklarının anlattıklarıyla tekrar o günlere gitti. Babalarının hatırasını dinleyince çocuklar, bu iş tamam derler.

Babaları yalnız bir mesele var bence der. Çocuklar pür dikkat babalarına bakarak sorarlar nedir o? Sadece sizin harçlıklarınızla olmaz , ben de katkıda bulunmak isterim der.

Ailecek yardım etme de yarışırlar. Botu alırlar. Arkadaşlarına hediye ederler. Hediyeyi alan arkadaşlarının sanki nutku tutulur.

Masumiyetiyle anlatır her şeyi. Kalbinin dili olsaydı, ne güzel sözler söyleyecekti. Masum çocuk sağlıcakla giy dediler. Bakışlarını gizleyerek botu giydi. Sınıfta gözünü hiç ayırmadı bottan.

Babaları da öğretmeninin vermiş olduğu hediyeye de saatlerce arkadaşlarının baktığı gibi bakmıştı. Kardeşler çok mutlu oldular. Annelerinin duygularına, babalarının yardımcı olmalarına, arkadaşlarının mutlu olmalarına. Uzaklarda değil mutluluk. Mutluluk içimizde , mutluluk paylaşmak.

İnsanları anlamaktır mutluluk.

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.