• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Konya 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Lefkoşa 18 °C

ARKADAŞ; ARKA TAŞ

Gürhan GÜRSES

                               ARKADAŞ; ARKA TAŞ

            Dışarı çıktığınızda hemen onu ararsınız. Pikniğe gittiğinizde, balık tutmaya, top oynamaya, kahveye iki el atmaya, geziye sahile. Hep arkadaşınız vardır yanı başınızda. Size bir tuş kadar yakındır bilirsiniz. Aradığınız an yanınızda biter çünkü o arkadaşınızdır harbiden. Bu arkadaşlık haybeden değil ama. Yanınızdadır 24 saat, gönlünüzdedir her an.
Ah arkadaş, can arkadaş, yar arkadaş. Olmazsan olmazısın insanın. Şartım şartısın âdemin. Bazen ölümünedir bu sevda, kan kardeşliğinedir bazen. Sebepsiz kavgaya dalar sizi görünce kavganın ortasında. Neden, niçin yoktur kitabında. Siz varsanız kâfidir onun için. Her şeyi size programlıdır, kırmaz, incitmez yeri geldi mi uyarır sert biçimde.
            Kan kardeşliğine girer sizinle. Parmaklarınızın ucundan akan kanlar kavuşur birbirine ömrünüzün son demine dek. Bugünün kankası kan kardeşliğinin kısaltılmışıdır. Kanın “kan”ı ile kardeşliğin “ka”sı. İşte kanka, kanki. Bundan ötesi nedir, soruyorum size ey allameyi cihanlar? Bugün dönebiliyor musunuz arkadaşınıza sırtınızı? Gönül rahatlığı ile arkadaşlık kurabiliyor musunuz etrafınızdakilerle? Cebinizdekini harcayabiliyor musunuz arkadaşınız için sakınmadan? Elinizdeki son lokmayı paylaşabiliyor musunuz rahatça?
            Eskiden atalarımız düşmandan korunmak için arkalarına taş bağlayıp öyle savaşırlarmış. Ta ki arkadan atılan okların, mızrakların ya da herhangi bir saldırı aracının onlara zarar vermesini önlemek için. Arka taş zamanla insanı koruyan, kollayan anlamında insana teşbih edilmiş ve bugünkü halini almıştır. Kişinin arkadaşı esasen arka taşıdır her zaman. Her türlü saldırıya karşı insanı koruyan, kollayan, himaye eden, muhafaza eyleyen. Melike DEMİRAĞ"ın dillerde pelesenk olan ARKADAŞ şarkısı çok iyi bir örnek olarak karşımızda durmaktadır.
Bir kıvılcım düşer önce, büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş
Dolduramaz boşluğunu ne ana ne gardaş
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş

            Kardeşlikten ötedir bazılarının ki. Bir büyük boşluktur yokluğu, yürekte açılan ve hiçbir şekilde doldurulamayan onsuzlukta. Eğer bir gün dahi yoksa bir bardak çay ısmarlamayacaksa vay halimize. Canımız sıkılır, ruhumuz daralır. Hafakanlar basar içimizi. Sanki kimse yoktur gayri, dünyada. Sahipsiz ve yalnız hissedersiniz kendinizi.
Ortak olmak her sevince, her derde, kedere
Ve yürümek ömür boyu, beraberce, el ele
Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip, ayrılsak bile seninle arkadaş
(Yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş)

            Ayna tasta su içen, aynı tabağa kaşık sallayan dedik arkadaş için. Aynı takımı tutan, aynı küfrü eden. Aynı kıza olmasa dahi yakın kızlara takılan. Kol kola, omuz omuza geçen seneler. Unutulmaz iz bırakan hiçbir şey, yürekte. Kazınır bir mermer üzerine işlenen resim gibi beyinlere. Arkadaşlık sonsuza değin sürer diye. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu haykırayım hemen. Bu kadar bir olmuşuzdur onunla. Eti etimizle, kanı kanımızla. Söyle be arkadaş nesin sen? Vazgeçilmez tutkum, olmazsa olmazı yüreğimin, 24 saat yanımda olması gereken, uğraşım, haldaşım. Söyle be arkadaş, söyle kimsin sen?
Evet, arkadaş; kim olduğumu, ne olduğumu
Nerden gelip, nereye gittiğimi sen öğrettin bana
Elimden tutup, karanlıktan aydınlığa sen çıkardın
Bana yürümeyi öğrettin yeniden
El ele ve daima ileriye
Bir gün.

Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile
Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız
Ve aynı yolda yürüdükçe
Gün gelir ellerimiz yine dostça birleşir
Ayrılsak bile kopamayız
            Öfkelensek dahi, kızsak birbirimize, darılsak inadına, restleşsek bir an için, racon kessek hemen, incitsek gönüllerimizi..biz arkadaşız unutur gideriz. Kumsala çizilen bir aşk yazısı gibi değildir arkadaşlığımız, ilk dalgada kolayca silinip giden. Yüreğimize attığımız çiziklerle imzalanmıştır arkadaşlığımız, bir nevi kader birliğidir bu. Evet, arkadaş işte. Ayrılsak dahi yıllar sonra bir köşe başında rastlaşsak, bir çay ocağında demleşsek, bir sahil yolunda denkleşsek, yine ilk günkü tavda oluruz.
            Kader birliği ettiğimiz, yol arkadaşımız, fikirdaşımız, dert ortağımız, ayna tasta su içtiğimiz, aynı tabağa kaşık salladığımız, takımdaşımız, tertibimiz. Kafası aynı yerde kırılanlarız, yüreği aynı şekilde tarumar edilenleriz. Yok şimdi eski arkadaşlıklar, birbirine sırt vermeler. Paranın satın alamayacağı değerlerdendi arkadaşlık. Mevzu bahis olamazdı para. Kocaman kıllı, yaralı - bereli ve siyah elleri ile PARA bir canavar kılığında insanların boğazını sıkmakta. Parası olanın arkadaşı çok şimdi. Sahte arkadaşlık lakin. Para bitti yapı paydos anlayışında. Nerede elindeki lokmayı arkadaşına sunan? Çatlayan dudakları için bir tas suyu önce arkadaşına ikram eden hani?
            Arkadaş için ölüme gidilir, kavgalara girilir. Uğruna gözü kara oluruz, çatal yürek davranırız. Ona yapılan yanlış bize yapılmıştır addederiz, alt ederiz yanlış yapanı. Sonuna kadar gideriz onunla; adres neresi olursa olsun, mekân neresi?
            Bir çatışma anı. Bir grup asker saldırının ortasında mağdur, mahkûm. Başlarını dahi kaldıramıyorlar. Kurşun yağmuru üzerlerinde. Dayanamaz Mehmedim.
“Komutanım müsaade buyur da atış altında kalan arkadaşıma yardım edeyim.”der halisane ve safiyane ve cengâvercesine.
Komutan tecrübeli birisidir ve bir o kadar da serttir: “Oğlum kafayı mı yedin. Oradakiler kesin ölmüştür yapacak bir şey yok. Bile bile seni de ölüme gönderemem.” der.
Mehmedim tekrar bir yaramaz çocuk edası ve inadı ile seslenir komutanına:  “Komutanım, size söylüyorum. Emredin de gidip arkadaşımı alıp geleyim. Başka yolu yok, gideceğim. Sonunda ölüm olsa da.” Sözlerini bitirmeden komutan gözü yaşlı bir şekilde: “ Git” der.
“Oğlum git. Seni ikna edemem. Anlamaya çalışıyorum. Git oğlum, git… Arkadaşını yalnız koma!”
           
Bizimki bir çita kıvraklığıyla çatışmanın ortasına dalar ve arkadaşlarının yanına atar kendini. Kurşunlar vızır vızır uçar tepelerinde. Arkadaşı yaraladır ve gözleri güler bir vaziyette ona bakmaktadır. Artık ölse de gam yemeyecek bir bakıştır bu. “Geldim canım arkadaşım, geldim yanına.”der demesine ama bizimkisi yaranın ağırlığı sebebiyle son bir gayretle arkadaşına tutunur ve şunları söyler: “Geleceğini biliyordum arkadaşım, geleceğini biliyordum.” Der ve yumar gözlerini. Bizimkisi feryat figan içinde yığılır kalır arkadaşının cenazesinin üstüne. Gözler Nuh tufanı seyrindedir. Gönüller bir kasırga heyulası kuşatmasındadır. Ah le yar yar. Arkadaşlık ölmez asla.
            Arkadaşı, insanın arka taşıdır her zaman. Sırtını dayadığı, güvendiği, rahat olduğu, emniyette kaldığı. Arka taşı olmayanların hali pek yamandır bu dünyada. Arkadaşı olanların ise işi biraz daha kolaydır onlara göre.
            İyi arkadaş seçin, gerektiğinde sizi yarı yolda komayacak olan, arkanızda sizi vurmayacak, sizi yolunuzdan alıkoymayacak, davanızdan yalnız koymayacak. Sizi kötü yola düşürmeyecek olan insanları arkadaş edinin. Zorda bırakmayacak olanı, sizi zehirlemeyecek olanı, ters yüz etmeyecek olanı. Tepe taklak düşürmeyecek olanı arkadaş edinin.
            Arkadaş yahu, arkadaş; can gibi bir şey bu.
            Arkadaş yahu, arka taşa misal güzel bir benzetme bu.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Gazete Turka | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim