• BIST 74.462
  • Altın 132,735
  • Dolar 3,5172
  • Euro 3,7848
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -8 °C
  • Konya -3 °C
  • İzmir 3 °C
  • Lefkoşa 11 °C

ARILARIN KORUDUĞU SAHABE

Beyzanur'un Günlüğü

Âsım bin Sabit Peygamber Efendimizin  (S.A.V.) sahabelerindendir. Çok iyi bir savaşçı ve okçu olarak bilinir. O da birçok Müslümanlığa geçen sahabe gibi önceki hayatında yaşadığı hadiseler ona büyük bir ıstırap çektiriyordu. Bu yüzden Müslüman olduktan sonra hiçbir müşrike dokunmamaya ve hiçbir müşriki kendine dokundurtmamaya karar vermişti. Bu kararının sabit olması için de sürekli Allah’a dua ediyor ve yalvarıyordu.

Âsım bin Sâbit Uhud Savaşı’nda da Resûlallah’ın has okçularındandı. Bu savaş sırasında müşriklerin sancaktarlarından Müsâfi bin Talhâ ile kardeşi Hâris bin Talhâ’yı ok ile öldürdü. Bunların anneleri Sülâfe binti Sa’d, Hz. Âsım’ın kafatasından şarap içmeyi nezrederek yemin etti ve onun başını kendisine getirene yüz deve vermeyi vaad etti. Uhud Savaşı’nda bazı yakınları ölen müşrikler de Müslümanlardan intikam almak istediler. Bu amaçla Peygamberimize giderek kabilelerinin Müslümanlığı kabul ettiğini ve Kur’ân-ı Kerîm ile islamiyeti öğrenmek için öğretmene ihtiyaçları olduklarını söylediler. Peygamberimiz ise başlarında Âsım bin Sâbit’in bulunduğu on kişilik bir öğretmenler heyetini görevlendirdi. Geceleri yürüyerek, gündüzleri gizlenerek gidecekleri yere vardılar. Bu sırada yanlarında bulunan Adal ve Kare kabilesi heyetinden biri, bir bahane ile yanlarından ayrılıp Lıhyanoğullarına haber verdi. Çok geçmeden kâfilenin etrafı iki yüzden fazla eşkıyayla sarıldı. Lıhyanoğulları mensupları ‘’Teslim olun, canınızı kurtarın!’’ teklifinde bulunuyorlardı. Asıl amaçları onları köle olarak satmaktı. Onlar ise bu teklifi’’ Hiçbir zaman müşriklerin ne sözlerini ne de akitlerini kabul ederiz. ‘’ diyerek reddettiler. Âsım bin Sâbit dedi ki ‘’Ben hiçbir zaman müşriklere el sürmemeye ve onları kendime dokundurmamaya karar vermiştim. Onların sözüne kanarak teslim olmam.’’ Sonrasında yayını çıkararak müşriklere ok atmaya başladı. Sadağında yedi ok vardı. Her biri ile bir müşriki öldürmek sureti ile oklarını bitirdi. Okları bitince mızrağını çıkardı ve birçok müşriki delik deşik etti. Mızrağı da kırılınca kılıcını sıyırdı, kınını kırıp attı. Bu ‘’ Ölünceye kadar dövüşeceğim.’’ Manasına geliyordu. Sonra da şöyle dua etti ‘’ Allah’ım! Ben bugüne kadar senin dinini koruyup hıfzettim. Senden bu günün sonunda benim etimi, vücudumu koruyup hıfzetmeni niyaz ediyorum.’’ İki yüz kişiye karşı on kişi ölesiye çarpışıyor, yanlarına yaklaşanlar cezalarını görüyorlardı. Asım en sonunda iki ayağından yaralanıp yere düştü o haliyle bile ondan korkup onu ok ile şehit ettiler.  Başını kesmek için yanına yaklaşacakları sırada bulut gibi bir arı sürüsü gelir ve Hz.Âsım’ın mübarek cesedi üzerinde bekledi. Arıların gitmesi için akşamı beklerler ama akşam da görülmemiş bir yağmur ile sel gelir ve cesedi götürür. Cesedi ne kadar aradılarsa da bulamadılar. Böylece Âsım’ın duası kabul olmuş oldu.

‘’Asım’ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek:/ İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.’’ İşte, Mehmet Akif Ersoy’un ‘’Çanakkale Şehitlerine’’ adlı şiirinde geçen ‘’Asım’ın nesli’’ Hz. Âsım’ı kastetmektedir. Şair burada Asım nesli derken:Kur’ân’a bağlı, vatanını seven, düşmanını tanıyan, oyuna gelmeyen, azimli, bağrağı için gerektiğinde ölen de öldüren de, namusunu çiğnetmeyen, asimile olmayan, cehenneme oluk oluk giden adeta bunun için çalışan insanlardan birini bile olsa kurtarmak için çabalayan bir nesil istemektedir bizlerden. Bu yüzden biz de bunun için çabalayalım ki bu vatana yakışan birer evlat olabilelim.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Gazete Turka | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim
google-site-verification: google44c00eb769fa0b43.html