1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Amaç Askerin Burnunu Sürtmek
Amaç Askerin Burnunu Sürtmek

Amaç Askerin Burnunu Sürtmek

İlk kez Silivri’ye gittim. Dün Balyoz davasının duruşması vardı. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli orgeneral Özden Örnek savunmasını yaptı.

A+A-

Amaç askerin burnunu sürtmek

İlk kez Silivri’ye gittim. Dün Balyoz davasının duruşması vardı. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli orgeneral Özden Örnek savunmasını yaptı.
salonda “basına”a ayrılan bölüme oturdum. Çeşitli gazete ve televizyonlardan birkaç arkadaş daha vardı.
Hep yazılı olarak okuduğum mahkeme haberini ve mahkemede geçenleri bu kez yerinde görmek istedim.
Savunmaları yazılı olarak okurken zaten hayretler içinde kalıyordum, ama canlı canlı izleyince hayretim daha da arttı.
Özden Örnek anlatıyor “Benim adıma imza açmışlar, Donanma Komutanı yazmışlar. Ama ben o tarihte Deniz Kuvvetleri Komutanı’yım.” Sonra devam ediyor: “İmzası açılan subay o sırada Amerika’da eğitim görüyor. Ama sanki Gölcük’teymiş gibi belge düzenlemişler.”
Ardından daha onlarca bu tür örnek gösteriyor Özden Örnek.
İnanılır gibi değil.
Özden Örnek savunmasında dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın da çağrılmasını istedi. Örnek “Onlar da konuşmalı ve bildiklerini anlatmalı. Onlar sustukça biz zor durumda kalıyoruz” dedi.
Mahkeme heyeti öyle dinliyor. Ne bir tepki, ne bir müdahale.
Sonuç belli zaten; “tutukluluğun devamına.”
Gerçekten anlamak çok zor. Balyoz denilen davada onlarca belge var ki, doğruluğu tartışılır. Ki zaten sanıklar “Bu büyük bir sahtekârlık” diyorlar hiç çekinmeden, açıkça ve yüksek sesle.
Komutanlar Balyoz adı verilen “şey”in bir darbe planı değil, bir plan tatbikatı olduğunu anlatıyorlar ısrarla. Hiçbiri bu plan seminerini inkâr etmiyor ve “Bu dünyanın bütün ordularının yaptığı bir çalışmadır. Altında imzalar vardır, sonuç bildirisi vardır, üst komutanlara sunulmuştur, onay alınmıştır” diyorlar.

Bu semineri “darbe planı” haline getiren planın ekleri, işte bunu külliyen inkâr ediyorlar. Hepsinin düzmece olduğunu, 2003’te yapıldığı ileri sürülen planların aslında 2009’da kaydedildiğini, bunların TÜBİTAK araştırmalarıyla da ortaya çıkarıldığını savunuyorlar.
Peki ortaya çıkan bunca sahte belgeye rağmen dava neden yavaş ilerliyor?
Bunun gördüğüm kadarıyla tek amacı var: “Askerin burnunu sürtmek.” Askerlere “Siz hiçbir şeysiniz, işte burada hepinizi toplar karşımıza oturtur ve cehennem azabı çekmenizi seyrederiz” diyor bazıları sanki.
Örneğin “kaçma kuşkusu olduğu için tutukluluk hâlinin devamına” karar veriliyor. Oysa taa Yeni Zelanda’dan kalkıp gelmiş bir subay örneğin, kaçacak kişi oradan buraya gelir mi?

Avukatlar protesto edip salondan çıktı

Balyoz davasında, diğer davalarda olmadığını öğrendiğim ilginç bir uygulama var. Sanıklar yerlerini aldıktan sonra yoklamaya geçiliyor. Yoklama her sanığın ayağa kalkarak adını ve rütbesini söylemesiyle gerçekleşiyor.
Bu uygulama nedeniyle büyük zaman kaybı yaşanıyor. Dünkü duruşma başlamadan önce avukatlardan Celal Ülgen söz aldı ve tek tek yoklama yapılmasına karşı çıkarak “Tutuklu sanıkları siz getirtiyorsunuz ve listesi de elinizde. Sadece tutuksuz sanıkların yoklamasını yapın. Müvekkillerimiz tek tek ayağa kalkarak yoklama olmak istemiyorlar” dedi.
Mahkeme Başkanı bunun usulden olduğunu söyledi. İtirazlar yükselince “Sanıklar isimlerini kendileri okumak istemiyorlar” diyerek yoklamayı isimleri tek tek kendi okuyarak yaptı.
İsmi okunan sanık elini kaldırarak salonda olduğunu belirtti. Bazı sanıkların yumruklarını kaldırması dikkat çekiciydi.
Yoklamadan sonra söz alan bir avukat ise geçen duruşmada Çetin Doğan’ın avukatının “belgelerin nasıl oluşturulduğunu kanıtlamak için hazırladığı bir CD için mahkemenin suç duyurusunda bulunmasını kınamak üzere” duruşmaya katılmayacaklarını ve salonu topluca terk edeceklerini söyledi.
Bunun üzerine tüm avukatlar salondan çıktı. Sadece o sırada savunmasını sürdürecek olan Özden Örnek’in iki avukatı “Bu dilekçeyi biz de imzaladık ama burada olmak zorundayız” diyerek yerlerinde kaldı.

Adaletin ruhuna lokma

Balyoz nedeniyle yargılanan subayların aileleri dün ilginç bir protesto eylemi yaptılar Silivri’de. Mahkemenin otoparkına kurulan bir tezgâhta lokma pişirilerek dağıtıldı. “Adaletin ruhuna lokma” adıyla dağıtılan lokmaları yiyenlerin yüzünde hüzünlü bir gülümseme vardı.
Subay aileleri giderek daha örgütlü oluyorlar. Önce birkaç subay eşiyle başlayan bu örgütlenme hayli gelişmiş. Bir internet sitesi üzerinden yayın yapıyorlar. vardiyabizdeplatformu.com internet sitesinde hem duruşmalarla ilgili tüm ayrıntılar var hem de Balyoz davasında “sahte oldukları ileri sürülen belgelere” yer veriliyor.
Sanık yakınları “Sırf eziyet olsun diye tutukluluk sürdürülüyor. Kimsenin ne kaçacağı ne de delil karartacağı var. Ama inatla herkesi buraya topluyorlar, bizi en çok yaralayan bu” diye yakınıyorlar.
Sanık yakınları davanın Silivri gibi çok uzak bir yerde yapılmasının da bir anlamı olmadığını söyleyerek “Bu dava neden İstanbul’da görülmüyor?” diye soruyor.

Babaya enseden bakmak

Pek mahkeme izlemedim bugüne kadar. İzlediklerim de ancak birkaç dinleyicinin sığdığı salonlarda oldu. İlk kez devasa bir salonda ve iki yüze yakın sanık ve 300’ün üzerinde dinleyici ile bir dava izledim. Gözlemlerimi anlatayım.
-Duruşma salonu bir hangarı andırıyor. İçinde direk olmaması her tarafın görünmesini sağlıyor.
-Hâkimlerin iki tarafında iki dev ekran var. Bu ekranlarda bazen sanıklar görülüyor bazen de sanıkların savunmalarında kullandıkları görseller yansıtılıyor.
-Aynı ekranlar hâkimlerin önünde de var, onlar da buradan izliyor belgeleri.
-Dinleyiciler mahkeme heyetinin tam karşısında, sanıkların arkasındaki bir tribünde oturuyor. Bu nedenle dinleyiciler sanık yakınlarının ancak arkadan görüyor.
-Bir amiralin kızı “Babama sarılamıyorum, duruşma boyunca ensesine bakarak kendimi avutuyorum” dedi.
-Tutuklu sanıklar salona erken giriyorlar. Böylelikle yakınlarıyla karşılaşma şansı buluyorlar.
-Tutuklularla yakınları arasında 5 metrelik bir boş alan var. Buradan herkes yüksek sesle konuşmaya çalışıyor.
-Sanıklarla yakınları arasındaki konuşmalar zaman zaman çok duygusal hâl alıyor, ağlayanlar da oluyor.
-Herkes ön saflara sığmadığı için arkada kalanlar genellikle el sallayarak ya da seslenerek hasret gideriyor.
-Salonda çok büyük bir havalandırma sistemi var, ama öyle üflüyor ki, herkes üşüyor.
-Avukatlar mahkemenin sol tarafında oturuyor. Basın ise sağ tarafta.
n Saat tam 12.00 olunca duruşmaya ara veriliyor. Vapur tarifesi gibi.
-Öğle arası dinleyicilere yemek veriliyor. Dışarıdan geliyormuş. Dinleyiciler örgütlemiş.
-Konuştuğum herkes “gördüklerinizi yazın, çektiklerimizi herkese anlatın” diyor.
-Muvazzaf subaylar Hasdal’da kaldıkları için duruşmalara otobüsle getiriliyor.
-Silivri’ye giderken yolda bu konvoyu geçtim. Çok sayıda polis ve jandarma aracı ile jandarma motosikletleri konvoya eşlik ediyordu.

Gündemin popüler atışmasına vatandaşın bakışı: Hangi siyasetçi kiminle yürümek isterse onunla yürüsün, yeter ki “yürütmesin!” (Gani Yıldız)

Can Ataklı/ VATAN

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.