1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. AKP'nin zayıf analizi: Libya!
AKP'nin zayıf analizi: Libya!

AKP'nin zayıf analizi: Libya!

Yeni bir “kolektif saldırı ve sömürgecilik” dönemi başladığının işaretlerini veren gelişmeleri...

A+A-

Tunus’ta başlayıp Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini sarsan halk ayaklanmaları, Libya’daki son gelişmelerle nitelik değiştirerek yeni bir aşamanın başladığı izlenimini uyandırmaktadır. Tek adam rejimlerine karşı ayaklanan ve daha çok özgürlük ile demokrasi isteyen kitlelerin isyânı Tunus ve Mısır’da iktidarlarını uzun süredir devam ettiren liderlerin devrilmesiyle nihayete ererken, Libya’da isyânın bir iç savaşa doğru hızla sürüklenmesi, dahası BM’nin 1073 sayılı kararının ardından Fransa’nın öncülüğünde Libya’daki isyâncıları Kaddafi karşısında destekleyen hava saldırılarının başlaması, sâdece Libya’yı değil, bütün özgür ülkeleri tehdit eden bu yeni tehlikeli dönemin işaret fişeği gibidir.

Ülkelerin başına Batı’nın da desteği ile âdeta çöreklenen ve uzun yıllarca halka rağmen varlıklarını devam ettiren, Bin Ali ve Mübarek gibi iki diktatörün iktidarlarını kaybetmesi neticesini elde eden isyânların ardından her iki ülkede de geleceğin hâlen belirsizliğini koruması, halkın taleplerinin geçen süre içinde karşılanmasına yönelik ciddî adımların atılmaması, Batı’nın süreci yönlendirmeye başladığı ve bu ülkelerde kendi çıkarlarına müzahir yeni bir iktidar merkezleri inşa etmeye gayretinde olduğu düşüncesinin pekişmesine sebep olmaktadır. İsyânların çıktığı ilk günlerde süreci nasıl yöneteceğine karar veremeyen emperyalizmin zaman içinde yeni duruma adapte olduğu görülmektedir ki, bu bölge insanlarının geleceklerine sahip çıkma azim ve iradelerinin aleyhinedir.

Bölgede âli menfaatleri olan emperyalizmin bunlara halel gelmemesi için her ülke için farklı bir strateji geliştirdiği görülmektedir. Bahreyn’de ayaklanan kitleleri Suudi Arabistan’ın asker göndererek bastırmasına ses çıkartmayan, Yemen için de aynı tavrı sergileyen Batı, Libya’da isyâncıları askerî unsurlarla destekleyerek mesafe almalarını temin etmek istemektedir. Batı’nın BOP çerçevesinde tedavüle soktuğu insan hakları, demokrasi, özgürlük gibi evrensel kavramların; dönüştürülmesi, yeniden yapılandırılması ve yahut da parçalanması planlanan ülkelerin içişlerine karışmak için birer araç hâline getirilerek kullanıldığına bu süreçte bir kez daha şahit olduk. Ve yine Batı’nın ikiyüzlülükle malûl olduğunu bir kez daha gördük. Zira söz konusu kavramlardan nasibini almayan Suudi Arabistan’ın kendi içindeki ayaklanmaları askerî güç kullanarak bastırmasına Batı’dan en ufak bir itiraz yükselmezken, yukarıda da zikredildiği üzere Bahreyn’e de müdahale etmesi onaylanmış, hatta teşvik edilmiştir. Fakat söz konusu Libya olunca aynı tavrı sergilememişler, uluslararası hukuk hiçe sayılarak, BM’yi Irak’ın işgalinde olduğu gibi kullanılarak, “insanî müdahale” kavramı çerçevesinde Libya’nın bombalanmasına ivedilikle karar vermişlerdir. Libya hâdisesi emperyalizmin kendi çıkarları doğrultusunda bütün kavram ve kurumları nasıl maniple ettiğinin ve hiçe saydığının yeni örneği olarak karşımızdadır. Kaddafi gibi bir diktatörün devrilmesini istemek ile isyân edenleri hava unsurlarını kullanarak desteklemek ayrı bir durumdur. İnsan hakları, özgürlükler ve demokrasi adına Libya’da savaşı göze alan Batı’nın Suudi Arabistan ya da Bahreyn’deki insanları bu haklardan neden mahrum bıraktığı sorusu cevaplanmayı beklemektedir.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan gelişmeler söz konusu halkların istek ve arzularının şekillendirdiği ilk isyân günlerinin havasından artık ciddî anlamda uzaklaşmış ve emperyalizmin devreye girmesiyle hızla şekil değiştirerek yeni bir mahiyete bürünmüştür. Yeni hâl sâdece bölge ülkelerini de değil, bütün dünyadaki özgür milletleri ve ülkeleri de tehdit edecek bir içeriğe sahiptir. Birleşmiş Milletler, kuruluş antlaşmasının maddelerine ve ruhuna aykırı olarak ülkelerin bölünmesine imkân tanıyan, hukukî hiçbir dayanağı olmayan bir işgal hareketine, Libya’nın bombalanması şeklinde yorumlanan 1073 sayılı kararı çıkartarak yol vermiştir. Emperyalizme insanî müdahale kavramına dayanarak işgal etmek istediği ülkelere müdahalede bulunma yolunu bizzat BM açmıştır. Bundan sonra hiçbir ülke güvende değildir. Özellikle sınırları içinde etnik ya da mezhepsel gerekçelerle hoşnutsuz olan kitleler barındıran ve emperyalizmin de dönüştürülmesi icap eden ülkeler listesinde yer alan ülkeler için tehlikeli yıllar başlamış bulunmaktadır. Yıllardır PKK terör örgütünü destekleyerek Türkiye’nin istikrarsızlaşması ve dahası bölünmesi noktasında hesap içinde olan Batı’nın, BM’nin Libya’da yol açtığı hukuksuz durumu ileride kullanarak Türkiye’ye de “insanî müdahale”de bulunma hayali kurduğundan kimsenin şüphesi olmasın. Suriye ve İran için de geçerli bu tehdit ve tehlikeyi ortadan kaldırmak için bir an önce Birleşmiş Milletler’in insanî müdahale kavramı çerçevesinde emperyalizme verdiği yolu tıkayacak düzenlemelere gidilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde Libya’da isyâncıları destekleyen ve hatta ülkenin ikiye bölünmesine giden yolu açan yeni koloniyalizmin hedefi olmaktan hiçbir ülke kendisini kurtaramayacaktır.

Bu aşamada Türkiye’nin de içinde bulunduğu NATO’nun küresel bir saldırı gücü olarak yeniden tasarlandığına da şahitlik etmekteyiz. İsyâncıların Kaddafi’ye karşı ilerlemesini temin etmek için görev üstlenen NATO’nun bu yeni misyonu, NATO’nun emperyalizmin emrinde bir saldırı gücüne dönüştürüldüğünün en bariz göstergesidir. Hükümetin “NATO’nun ne işi var Libya’da” söyleminden bir hafta sonra NATO’nun yeni misyonuna destek verecek olan tezkereyi Meclis’ten geçirmesi, sürecin AKP Hükümeti tarafından yetirince iyi analiz edilmediğini de bizlere göstermektedir. “Proaktif” dış politika söylemi Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki son gelişmeler ile birlikte hızla çökmüştür. Dahası Türkiye, gelişmelerin arkasından yetişmeye çalışan ve yeniden şekillendirilen bölgenin nereye doğru evrildiğini anlayamayan bir ülke görünümü vermeye başlamıştır. Gelinen aşamada Türkiye’nin inisiyatifi eline alarak hem BM’nin hem de NATO’nun yeni pozisyonunu tartışmaya açması ve BM’nin yeniden yapılandırılmasını talep ederek, insanî müdahale gibi, emperyalizmin ülkelerin içişlerine karışma imkânı tanıyan kavramlara hukukî ve ülkelerin toprak bütünlüğünü garantileyen yeni bir anlayış kazandırılmasına soyunması gerekmektedir.

2023 dergisi

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.