1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. “AKILSIZ BAŞ”IN CEZASINI “AYAKLAR” ÇEKER!!!
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

“AKILSIZ BAŞ”IN CEZASINI “AYAKLAR” ÇEKER!!!

A+A-

Düşünüyorum da, pek çok yazı yazdım, ama 'olmakta olan' bir şey hakkında yazdığımı hatırlamıyorum. Ne olacak, bir yerlerde bir şeyler patlayacak mı, gün nasıl bir bilançoyla bitecek? Diye düşündüm bütün gün yüreğim ağzımda..Haberler ardı ardına gelmeye başladı zaten..

1 Mayıs..

Sapla samanın birbirine karıştığı gündü..

Daha 'ciddi' açıklama, tören sırasında bir 'provokasyon' yapılacağının ihbar edilmesi. Peki bu 'provokasyon' yalnızca Taksim Meydanı'nda mı yapılabilir cinsten bir provokasyonmuş? Başka bir mekânda olamıyor muymuş?
İkincisi, gerçekten sorumlu bir hükümet ve onun güvenlik alanındaki yetkilileri, böyle bir mitingde bir provokasyon yapılacağını haber almışlarsa da…Aldıkları bu istihbaratı,

 'Duyduk, olacakmış' demekle yetinmemeleri , mitingin sorumlularıyla oturup bunu nasıl engelleyeceklerini veya nasıl boşa çıkaracaklarını veya nasıl suç üstü yakalayacaklarını birlikte ve ciddi ciddi konuşmaları gerekmez miydi?Asıl sağduyu bu değil miydi? Bunca yıldır Taksim '1 Mayıs kutlaması' yapacaklara kapalıdır, yasaktır. Bunun üzerinde böyle bir ısrar ve bunun kaçınılmaz sonucu olan bu gerginlik, 30 yıldan beri, en çok bugün ve bu ortamda mı yaratılmak zorundaydı? Öyle ise bunun nedenleri nelerdir? Bakın 30 yıl önce 1 Mayıs" ta ne olmuş.“1 Mayıs 1977 İşçi Bayramı, 34 kişinin hayatını kaybettiği yaklaşık 136 kişinin yaralandığı gün, tarihe Kanlı 1 Mayıs adıyla geçmiştir.1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı`nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul`a gelen yaklaşık 500 bin kişi DİSK`in organizasyonu önderliğinde Taksim Meydanı`nı doldurdu. Katılımın yüksek olması sebebiyle kortejlerin alana girmesi uzun sürmüş, miting de uzamıştır. Saat 19.00 sularında dönemin DİSK başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde etraftan silah sesleri duyulmaya başlandı. Sular İdaresi binasının üstünden ve meydandaki otelin çeşitli katlarından açılan bu ateş sonucu insanlar panik halde kaçmaya başladı, kısa bir süre içinde İntercontinental Oteli`nin de üst katlarından ateş açıldı. İnsanlar panik halde kaçmaya çalışırken panzerler de kalabalığın arasına doğru girmeye ve kitleleri sıkıştırarak Kazancı Yokuşu`na itmeye başladı. Kalabalığa ateş açılıyordu fakat polis ateş açanlara değil, kalabalığın üstüne saldırıyordu. Bir kamyonun tıkadığı Kazancı Yokuşu`ndan aşağıya kaçmaya çalışan kalabalığı daha da korkutmak için bir daha ateş açıldı. İnsanlar panzerler altında kalarak ve birbirlerini ezerek kaçmaya devam etti.28 kişi ezilme ya da boğulma nedeniyle, 5 kişi vurulma nedeniyle, 1 kişi de panzer altında kalarak yaşamını yitirdi, yaklaşık 130 kişi de yaralandı. 470 kişi göz altına alındı fakat hiçbirinin olayla ilgisi kurulamadı. Ateşi kimin açtığı tam olarak belirlenememiş, olay halen aydınlatılamamıştır. Sular idaresinin çatısından ve otel odalarından ateş açanlar bulunamamıştır” Bakın o günleri araştırırken daha neler buldum neler. Cüneyt Ülsever köşe yazısında “Ben şahsen Sular İdaresi Binası"nın üzerinden ateş açanları gözlerimle gördüm. Onlar yok oldular, zira o gün orada bulunan herkes inanır ki binanın arkasında bekleyen resmi araçlar katilleri kaçırdılar. Birçok insanın birbirini ezerek öldürdüğü Kazancı Yokuşu"nun boydan boya bir kamyon tarafından kesildiğini, panzerlerin insanları o tarafa sürüklediğini de bizzat biliyorum.

Ben o sürüklenme sırasında kendimi zorla güruhun dışına atmış ve ara sokaklardan aşağıya doğru koşa koşa Beşiktaş"a ulaşmıştım. Ara sokaklarda sivil giyimli provokatörlerin "Gün bugündür, savaşa geri dönün!" minvalli sözleri hala aklımdadır.
O gün Taksim Meydanı"nda bulunanlar, başka hiçbir açıklamayı kabul etmezler:Kanlı 1 Mayıs"ı devlet organları tertip etmiştir!34 kişinin katili bizzat devlet aygıtıdır!O gün ben derin devleti gözlerimle gördüm. Milletin parasıyla satın alınan panzerlerin üzerinde yine milletin verdiği maaşla geçinen ve bizzat milletin bağrından çıkmış polislerin işçilere nasıl saldırdığının şahitlerinden birisiyim.

Bugün Ergenekon"un üzerine gidilmesini haklı olarak talep edenler arasında Kanlı 1 Mayıs"ı yaşamış olanlar, "derin devlet"in öyle 3-5 kişinin "çetecilik" oynamaya kalkmaları kadar basit bir oyun olmadığını çok iyi bilirler.

Veli Küçük"lerin, Doğu Perinçek"lerin suyunun suyu olduğunu da bilirler.

"Ergenekon ne oldu?", diye bağıran kişilerin 1 Mayıs"ın bayram olması konusunda yan çizen hükümete de çok kızmaları gerekir
1 Mayıs"ın tekrar bayram olması ve Taksim Meydanı"nda kutlanması devletin
borcudur, zira o gün meydanda ölenlerin devletten alacağı hálá ödenmemiştir.” Diyor.

 

Şişli ve Taksim" de kaldırım taşları söküldü, polise  atmak için..

 

İstanbul'da 1 kişi balıkçı teknesinde çok sayıda molotof kokteylle  birlikte yakalandı... gaz bombaları, barikatlar, bütün bu 'savaş' koşulları.

Özellikle bu günü..Özellikle 1 Mayıs" ı beklediler.

İşçi Bayramının adı çıkmış dokuza inmez sekize..

Nasılsa bir şeyler olacak,fırsat bu fırsat  dediler,amaçları huzuru bozmak, karışıklık çıkarmak isteyen art niyetli kişiler..Ne işleri vardı bu insanların meydanlarda..Kimdi bu insanlar..

1500 işçi Disk"in binasından eylem yapmak için çıkamadı..Çıkmalarına izin verilmedi..

“Akılsız başın” cezasını “Ayak Takımı” çekti diyelim mi şuna..Baş söylemiş bir kere..İçime sinmiyor ya..neyse..

O zaman bu eylemleri yapan kimlerdi, amaçları neydi, ne yapmak istiyorlardı?

İşçi Bayramı olarak anılan fakat ne yazık ki yıllardır ülkemizin kabusu haline gelen bu gün uzun yıllardır ilk defa bu denli şiddetle yaşandı ,  bakın kutlandı diyemiyoruz ?

Yoksa kutlandı da ,  kutlamanın şekli mi değişikti ?

21 Mart   Nevruz sözde bahar bayramı , 1 Mayıs  sözde İşçi Bayramı..

Sözü küçümsemeyelim arkadaşlar..

Söz dünya üzerinde sadece insana has bir özelliktir.

Nevruz" da meydanları doğu ve güneydoğulu  vatandaşlarımız doldurur.

Yıllarca önce 21 Martt evlerden çıkamazdık korkudan , illa ki bir olay olurdu.Çok şükür son yıllarda bu değişti. , 1 Mayıs" ta yaşanan olayların sorumlusu olarak   marjinal solcularla, bölücüler gösterildi.Özellikle dedim ya.. Özellikle..Ah bu millet ne çektiyse bu vatan hainlerinden çekti.. Örgütler, partiler ve halk organize hareket etmedikleri sürece

marjinalliğin boy göstermesi kaçınılmaz. Sonuç olarak, nedir istenen? Emek bayramının, kentin en merkezi yerinde kutlanması.Genelde büyük kutlamalar  böyle olmaz mı ?

O yerin yılın bir gününde emeğin kutlanmasına ayrılmasının nesi bu kadar korkunç?

 Bir toplumun, bütün tabakalarıyla, emeğe duyduğu saygıyı ve şükranı
dile getirmesinin nesi kötü? Üstelik bugün, 2008 yılında, 70'lerde böyle durumlarda bahane edilen 'komünizm tehlikesi' falan gibi yavelerin de hiçbir inandırıcılığı kalmamışken...

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar