1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. AHTAPOTUN ZAFERİ
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

AHTAPOTUN ZAFERİ

A+A-

             AHTAPOTUN ZAFERİ 

               Küresel sermaye; bağlısı olduğu iri vücuduna kan pompalayacak bir damar daha kazandırdı. Sayısız damarlardan kan emen bu ahtapot gövdesi, bir insafsız kol daha doğurdu kocaman bedeninden. Şimdi ahtapotun pençeleri, masum bir milletin 1000 yıllık coğrafyasında zafer tamtamları çalmaya, galibiyet ayinleri yapmaya ve sözde milletin idareye el koyması kandırmacılığı ile sessiz bir faşizmin karşılama törenlerini yapmaya başlayacaklardır. Bugünden sonra Taraf Gazetesi’nin izini sürecek yandaş medya sürüsü, haftalarca sürecek yayın bombardımanı ile referandumda “evet” kullanan kitlelerin maharetlerini dillendireceklerdir. Kimisi bu neticeyi “Anadolu ihtilali”, kimisi “İkinci Cumhuriyetin zaferi” ve kimisi de “Milletin yönetime el koyması” olarak tarif edeceklerdir. Ancak ceberutça denilebilecek dozajlarda kullanılan bir propaganda gücü ile meydana getirilen bu netice, bu ifadelerin hiç birisinde ve mahşeri vicdanlarda tarifini bulamayacaktır.  

               Kafa bezinde demokrasi yazan, zulmün ve sömürünün küresel sermaye ahtapotu, adı Anadolu olan yeni bir adrese odaklanmıştır şimdilerde. Şimdi bu küresel ahtapot; demokrasi adını taktığı kan emici pençelerini bu coğrafyaya geçirerek, fizyolojik beslenme ihtiyacı için, vakum pozisyonunu almıştır. Kod adı demokrasi olan yüzyılın zulüm abidesi bu ahtapot; bir asırdan fazladır dünyanın birçok bölgelerinin yanı sıra özellikle Güney Asya’dan,  Afrika’dan ve Ortadoğu ülkelerinden beslenme ihtiyacını gidermekteyken, şimdi de kendisine mümbit bir mera daha belirlemiştir ve ihtiyacını duyduğu “otlaklık nişanı”nı da 12 Eylül 2010 tarihinde narkozlu hale dönüştürdüğü mazlum ve uyku mahmuru bir millete imzalattırmıştır.  

               Bu otlaklık nişanlılığı ile Türkiye’de demokrasinin bir olmazsa olmaz prensibi olan kuvvetler ayrılığı doktrini,  demokrasi naralarıyla ve üstelik daha fazla demokrasi adına göz göre göre rafa kaldırılmıştır. Bu günden itibaren yasamanın, yürütmenin ve yargının bağımsızlığına set çekilmiştir. Demokrasiler için dünyanın her tarafında vazgeçilmez varsayılan bu kural; söz konusu Türkiye olunca, küresel ahtapotun istekleri doğrultusunda yok sayılmıştır ve de bu olumsuzluk hiçbir mahfilde ayıplanmadığı gibi, okyanus ötesindeki kara benizli sözcü tarafından da ayakta alkışlanarak tebrik yağmuruna tutulmuştur.  

               Bu otlaklık nişanlılığı ile Trabzon’un, Tokat’ın, Yozgat’ın ve Adana’nın nice yayla ve köylerindeki saf ve mahzun iradelere takiyye blokajı uygulanmıştır. Referandumda “ evet” diyenlere Müslüman, “hayır” diyenlere dinsiz yakıştırması yapılarak, bu orantısız ve insafsız propaganda ile muhafazakâr milliyetçi tabanda derin zemin kaymaları yaratılmıştır. Yine böylelikle, Orta Anadolu’da ve Karadeniz bölgesinde de MHP gibi kimi siyasi partilerin tabanı, bu propagandanın mutlak etkisinde bırakılmıştır.

               Bu otlaklık nişanlılığı ile topraklarımızın % 23,5 inin 49 yıllığına kullanım temliğini verdiğimiz yüzlerce yabancı maden şirketinin topraklarımızı kevgire çevirmeleri karşılığında milli gelir havuzumuza hiçbir şeyin damlamadığına ve borç-faiz sarmalı ile fakirliklerle dolu bir geleceği tercih etmiş olduk.

               Bu otlaklık nişanlılığı ile Avrupa Birliği’ne gireceğiz bahanesi ile demokratikleşiyoruz aldatmacası ile özgürleşiyoruz kandırmacısı ile milletçe Türkiye’nin bölünme ve parçalanma sürecini başlatmış olduk. Danıştay, AKP’nin çıkarmış olduğu maden kanununun yönetmeliğini incelemişti ve 350 tane global dünya şirketinin milletin sefalet içerisinde kıvranacak olma pahasına Türkiye’nin % 23.5’i büyüklüğündeki arazisinin işletimine el koymasını ve hatta bu yabancı şirketlerin çıkardıkları madenlerden sadece % 2’sini devlete vergi olarak verecek olması dengesizliğini kabul etmeyerek, millet aleyhindeki ilgili metinlerin yürütmelerini durdurmuştu. Ancak bu akla, mantığa ve vicdana son derece aykırı olan bu sapmalara dur diyebilecek bir sigorta kurum artık siyasileşmiştir ve bu otlaklık nişanlılığı çerçevesinde devre dışı bırakılmıştır.

               ABD’nin AB’nin, İsrail’in ve muazzez milletimiz ile maziden gelen birçok hesapları olan tüm dış güçlerin ve iç işbirlikçilerinin desteği ile kendi iradesi ile kendisine boğdurulan Anadolu insanı için artık geri dönülmesi çok zor bir süreç başlamıştır. Bundan sonra “biz sizlere özgürlük getiriyoruz” söylemlerine, “demokratikleşmeyi sunuyoruz iddialarına, “sizleri zenginleştiriyoruz” ifadelerine inanmadığımızı Türkiye’nin en yüksek dağlarına çıkarak en yüksek seslerimizle haykırsak bile, bu siyasi kuşatmanın derin sessizliğinden bizleri kendimizin dahi kurtaramayacağı meşum günleri, yine kendi ellerimizle sırtımıza küfe ettik. Ellerimize sağlık

Önceki ve Sonraki Yazılar