1. YAZARLAR

  2. Sabri YALIN

  3. Adalet, SADECE SEMT ADI MIDIR?
Sabri YALIN

Sabri YALIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Adalet, SADECE SEMT ADI MIDIR?

A+A-

   Konfüçyüs"e sormuşlar: "Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız ilk olarak ne yapardınız?" O, şöyle cevap vermiş: Önce halkın konuştuğu dili gözden geçirmekle işe başlardım. Zira dil kusurlu olursa, düşünceleri iyi anlatılamaz.  Böyle olunca işler doğru yapılamaz ve adalet  yoldan çıkar. O zaman,  şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez..
              DEĞİŞİK TANIMLARI İLE ADALET
    Yaşamımızda öyle kavramlar vardır ki, çok ihtiyaç duymamıza rağmen onu anlatmakta güçlük çekeriz. İşte bunlardan biri Adalettir.. Adalet kavramının eski çağlarda farklı şekillerde algılandığını da bilmek lazımdır.  Konfüçyüs “Devletin hazinesi adalettir””. Emevi Halifesi Abdülmelik Bin Mervan  “İnsanın büyüğü, yüksek mevkide iken tevazu gösteren, kudret sahibi iken affeden ve kuvvetli olduğunda adaletle hareket edendir. İngiliz şair W.S.Landor  “Haksızlığa yönelip bütün insanların senin peşinden gelmesi yerine, adaletli olup yalnız kalman daha iyidir.” Ancak manidar başka bir sözü adalet dünyasına yeni bir persfektif kazandırmıştır "Geciken adalet, adalet değildir." Farabi’nin faziletli şehir başkanı üstün özelliklere sahip, o topluluk içinde en mükemmel, herkese payını eşit dağıtan adil bir kişidir.. Mevlânâ,  “Adalet demek, her şeyi yerli yerine koymak demektir. Ayakkabı ayağındır. Şapka da başa aittir.
          ESKİ YUNANDA ADALET
  Adalet kavramı, “Bir toplumda değerlerin,  ilkelerin ideallerin, erdemlerin hayata geçirilmiş olması durumudur.  Ancak ilk çağlarda adalet ve hukuk anlayışı ‘hukuk devleti’ kavramı içinde algılanmıyor, hatta oldukça göreli kalıyordu.  Bunu ilk düşünenler, Sokrates, Platon ve Aristoteles idi. O halde Sokrates, ahlaki gerçekliğin temelini hiçbir şeyde aşırıya  kaçmamakta, insanların  toplumla uyumlu olabilmekte görür.  Sokrates’in öğrencisi Platon’a göre de adaleti kavramlaştırmak için  bakılacak yer adaletsizliktir. Çünkü iyilik ve adaletsizlik tabiatın bizzat kendisinde vardır. Devlet için yıkıcı olan en büyük  adaletsizlik, farklı sınıflardaki bireylerin birbirlerinin iç işlerine karışmasıdır. Bu yüzden  herkesin kendi işiyle uğraşması adalettir. Aristo “Zayıf, daima adalet ve eşitlik ister, hâlbuki bunlar kuvvetlinin umurunda bile değildir.            
                  OSMANLIDA ADALET
Osmanlı Devleti, kurucusu Osman Bey'den başlamak üzere Fatih Sultan Mehmet, Yavuz ve Kanuni gibi diğer padişahlar, adil yönetimleri ile insanlığa örnek olmuşlardır. Onların zamanlarında her dinden ve inançtan insanlar bir arada huzur içinde yaşamışlardır. Hatta herhangi bir mücadeleye dahi girmeden kendi istekleriyle devlete teslim olan toplumlar olmuştur.. İngiliz tarihçi F. Downey, eserinde Türklerin adaletine ve merhametine sığınan insanlardan şu şekilde bahseder:  “Birçok Hıristiyan, adaleti ağır ve kararsız olan Hıristiyan ülkelerindeki yurtlarını bırakarak Osmanlı ülkesine gelip sığınıyorlardı.”
ADALET TİMSALİ  İKİ ÖMER :
 Ömer b.Hattab (r.a) : Onun için en önemli konu adâletti. O, mevki, rütbe, soyluluk vb. hiçbir ayirim gözetmeden haklarin sahiplerine verilmesi için çok titiz davranmistir. O’na göre bir köle ile efendisi arasinda bir fark yoktur. O, insanlar  arasında din farkı gözetmemistir. O, yaptigi Iste bir hata gördükleri zaman kendisini uyarmalarini isterdi. Sert olan mizacına ragmen insanlara karsi oldukça mütevâzî davranırdı . Pahali elbiseler giymekten kaçinir, halk gibi gerektiginde sıradan Islerle ugrasmaktan çekinmezdi. Çogu zaman giydigi elbise yamalarla dolu olduğu için tanimayan kimse onun halife olduğunu asla anlayamazdi.  Kendisinden alınan verginin azaltılmasını isteyen, ancak talebi kabul edilmeyen Ebû Lü'lüe tarafından 1 Kasım 644'te Medine'de sabah namazında hançerle saldırıya uğrayarak hakkın rahmetine kavuştu.
ÖmER b. Abdülaziz;  Emevî Halifelerinin sekizincisidir.  Muâviye’nin vefâtı yılında Medine (ya da Mısır'da)  679'da doğdu. Rivayetlere göre, Halife Ömer bin Hattabın torunudur. Beyaz, ince ve nâzik yüzlü, güzel sakallı, tatlı ve sevimli idi. Biniciliğe  meraklıydı.. Savastan ziyade barışı esas alırdı. Tayinlerde en çok dikkate aldığı husus; ehliyet, ilim, takva ve salih ameldi. O, lüks yaşamadan hiç hoşlanmayan bir halife olarak tanındı. Sarayını Süleyman'ın ailesine bırakıp, mütezavi bir evde yaşamını sürdürdü. Giysileri basit keten ve pamuktandı ve o kadar süsten uzaktı ki görenler kendini uşak sanabilirdi.  Halkın her tabakasına karşı adil tutumu ve halka yararlı reformlar uygulaması Emevi başkentindeki üst tabakayı çok kızdırmakta ve onların düşmanlığını çekmekte idi. Sonunda onun yemeğine zehir koyarak öldürmeyi başardılar. Ama o, kendisini zehirleyen köleyi affetti.  10 Şubat 720’de daha 40 yaşlarında iken Halep'de öldü.

İSLAMİ GÖRÜŞ

   Kur’anı Kerim:” Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun.İster zengin, ister fakir olsun Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp nefislerinize uymayın. (Nisa Suresi, 135) Hz muhammed, vefat ettiğinde peygamber olmaktan kaynaklanan bir serveti yoktu. Geride birkaç kap ve bir kitapdan başka bir miras da bırakmadı. İslamın ilk üç halifeleri olan Ebubekir, Ömer ve Ali’ de vefat ettiklerinde aynı durumdaydılar.

DEĞERLENDİRME
   Günümüzde, yöneticilerin yanlarında bir sürü koruma ile gezdiklerini, ihtişam içinde yaşadıklarını ve düğünlerini yıldız bolluğu otellerde yaptıklarını görünce, yaşamlarını anlattığımız  yüce Peygamber ve adil halifeleri örnek alamadığımız, adaleti sadece insanlara ve semtlere verilen bir isim olarak düşünebildiğimiz acı gerçeği ortaya çıkacaktır.. Ne diyelim Allah devlete - millete zeval vermesin.

   İyi haftalar..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum