1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. AÇILIM’DA NEREDE KALMIŞTIK?
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

AÇILIM’DA NEREDE KALMIŞTIK?

A+A-

AÇILIM"DA NEREDE KALMIŞTIK?              

               Esarete, sefalete, acılara ve bitmeyecek gibi görünen sonsuz kederlere karşı verilen ve bir medeniyet kavgamız olan, sevgili cumhuriyetimizin 87.yıldönümünü idrak etmemize yine çok zaman kalmadı. Ancak itilip ötelenmeye çalışılan 87 yaşındaki Atatürk Cumhuriyetinin bitirilmesi hesaplarının yapıldığı karanlık bir sürecin de çok ilerlemiş bir merhalesindeyiz.  

               1923 sonbaharından 87 yıl uzaklıktaki 2010 yılının yılsonuna kadar mutlaka bitirilmesi gerekli olduğu söylenilen ve içeriği bilinmezlerle dolu olan açılım sürecinin bu takvim yılına ait ayların üçüncüsünü de bitirdik. Nisan! Açılım uykusuna davet edilmemiz gereken bir aydayız. Hoş geldin! Nisan. 

                Hükümet çevrelerinin dillendirdiğine göre, herhalde 2010 yılı içerisinde de çok güzel şeyler olacaktır. 86 yıldır yapılamayan siyasal etkinlikler, geçtiğimiz yılın son üç ayı içerisinde söylenildiği gibi icra edilmiştir. Tüm bu bilinmeyen açılım içtihatları ve milletin muhtaçlığını çektiği çalışmalar, inşallah bari bu yılbaşına kadar (!) ivedi şekilde yapılacaktır ve maksimum neticeler de alınacaktır. Netice olarak söylenildiğine göre ve Sayın Başbakan"ın öngördüğü şekli ile bu açılım süreci herhalde 2010 yılı sonuna kadar bitirilecektir. Zaten şurada bitirilememiş çokça da bir açılım kalmamıştır. Nisan ayı içerisinde yapılacak yazar-çizer saflaşmalarıyla da son açılımların birisi daha gerçekleşmiş olacaktır. 

               İki ayağın adeta bir pabuca sıkıştırılarak sürdürüldüğü bu açılım süreciyle birlikte akıl ve fikir ezberlerimiz bozulmuştur. Bu sıkıştırılmış ve deli değneği ile kovalanan açılım süreci, toplumu iki ana cephede ayrı saflara ayırmıştır. Bu müptezel süreç; devletin birliği ve bütünlüğünü hiç kimsenin hesap edemediği ölçüde tehlike sınırlarına taşımıştır. Bu meşum süreç; İktidar ile muhalefeti demokrasi tarihimizde şahit olmadığımız bir nezaketsizlik dozunda, uzak uçlara savurmuştur. Ve bu meçhul süreç ile birlikte, Atatürk Cumhuriyetini ayakta tutan dirayet kolonları; bir havuzda buluşmuş tekel medyasının yandaş kalemleri tarafından balyoz yağmuruna tutulmuştur.  Şimdi takacakları lakapla da olsa kabulümüzdür ki, diğer safta kıyama durmak aksiliğindeki marjinal kalmış biz aykırı üç beş yazarın buluşması hangi bahara acaba. Bilirim, hiçbir bahara. Çünkü Ülkemde mevsimler karanlık bir kış lahzasında takılı kaldı.  

               Ancak tüm bu olumsuz gidişata rağmen, siyasi gündemimize hayâsızca bağdaş kurup oturan milletten ve tarihten irtibatsızlara rağmen, bu millet bu gulyabanilerden yaklaşan ilk seçimlerle birlikte kurtulma başarısını gösterecektir. Zira bu milletin özgüven mayası, derin köklerinde lazım olacağı bugünlere kadar vicdan nöbetini hiç bırakmamıştır. Bu coğrafyada bin yıldan beri tüm fonksiyon ritimleri aynı frekansta çarpan milletimizin telepatik rabıta kolonları, yine milletimizi her türlü arsızlıktan korumayı başaracaktır. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif ERSOY"un şu mısralarında tasvir ettiği üzere, şaklaban avuçlar iznillah yine, kendi tükürükleriyle ıslanacaktır. Hoşça kalın.   

                       “Değil mi cephemizin sinesinde iman bir

                        Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir

                        Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz

                        Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!”

Önceki ve Sonraki Yazılar