1. YAZARLAR

  2. Murat TEKİNALP

  3. Abur, Cubur Yok…
Murat TEKİNALP

Murat TEKİNALP

Bir Garip Yolcu...
Yazarın Tüm Yazıları >

Abur, Cubur Yok…

A+A-

Abur, Cubur Yok…

 

     Bu dünya hayatı; defalarca yaşanacak ve çeşitli senaryoların tekrar tekrar senarize edildiği bir mekân değil. Ölüp ölüp dirilerek başka cinsiyet ve kavimlerde rol üstlenilecek bir yerde değil. Bütün bireyler hayatlarını bir defa yaşarlar, iyilik veya kötülükleri ile çekip giderler. Yaşamın kıvrım dolu labirentlerinde hemen hemen her zaman karşımıza, çeşitli tipleme ve karakterlerde insan modelleri çıkar. Çıkması da olağan ve muhtemel bir durumdur. Bu durumu olağan üstü gibi görüp, rastlanılan bu olguları yaşanılamaz kılan bizim ruh halimizdir. Çünkü her önümüze geleni dost kabul edip kalbimize sokar, her elimize geçeni (besin değerine bakmaksızın) ağzımızdan içeri midemize koyarsak bu hayat, inanın çekilmez olur.

 

******

 

     Bu gün Avrupa da yâda ilerlemiş bütün ülkelerin insanlarına ve yaşamlarına baktığımızda bir seçiciliğin olduğunu görürüz. Peki, bu insanların neden bu kadar titiz davrandıklarına bir bakalım isterseniz. İnsan bu dünya üzerine bir kez gelir, doğar, yaşar daha sonrada ölür gider demiştik. Ve insanın bu hayatta en büyük sermayesi de hiç şüphesiz sağlıktır. Bu kadar önem arz eden bir konunun ve elimizde en büyük sermaye diye adlandırdığımız bir olgunun yitirilmesi, yaşamımın kararmasıyla doğru orantılıdır. İlerlemiş ülkelerin hemen hepsinde sağlık mefhumunun korunmasına yönelik ince çizgiyi bulmanız mümkün. Bu tip; okur-yazar oranı yüksek ve bizimde örnek almamız ulu önder ATATÜRK tarafından istenilip, hedef gösterilen muasır medeniyetleri yakalamış insanların yaşamlarına baktığınızda; perhiz faktörünün hayatlarının her alanına hâkim olduğunu görürsünüz. Samimiyetimle söylüyorum perhizleri bütün hayat konularını içine almış durumda. Bu insanlar; yaşamın aşılması güç, o sarp kayalıklarını sağlam vücutlarla yıkarak, yoluna devam edebileceklerinin farkındalar. Bu hareketleri ile hayatlarına yön veriyorlar. Örneğin ağızlarından midelerine inen besinlerin kalorileri ve vitaminlerini, bunların hangi organa daha yararlı olduğunu; günde kaç öğün yenmesi gerektiğinin bilincindeler. Arkadaş ve dostluklarını bu perhiz penceresinden bakarak; ruhu ve davranışları titiz ve temiz insanlardan seçmeye, onlarla muhabbet edip, onlarla hayat mücadelesi vererek yaşamlarını sürdürüyorlar. Kaldı ki, bizim özlemlediğimiz bütün hasletler hayatlarında var. Siyasal açıdan dahi ülkelerinde yönetime talip olan insanların siyasi görüşlerinden önce, parti tüzüklerini, vatanı ve milleti için neler yapacaklarını mantıksal daire içerisinde yoğurduktan sonra ne yapacaklarına karar veriyorlar. Yaşamları tam bir perhizin kuşatması altında. O yüzden başarılılar, o yüzden sağlıklılar…

 

******

 

     Dünyada büyük ekonomi sahibi olmak, büyük ülke olmak, büyük güç olmak, hakkında kendisinden söz ettirebilmek elbette çok güzel. Bu saydıklarımız da bilakis çalışmakla olur. Çalışma kapısının anahtarı da sağlıktan geçer. Ruh hali bozuk, vücut direnci kalmamış, sağlıksız cılız bireylerden oluşan toplumların, dünya üzerindeki BAŞARILARI yok denecek kadar azdır ve tarihin sayfalarında ötelerden beri bu yönleri ile tartışılmışlardır. Bir ülkeyi oluşturan insanlar, kendi hayatlarını sahneye koyarken yol arkadaşlarını, dostlarını, yaren ve yandaşlarını iyi seçerek yaşam yollarını kat etmelidirler. Abur, cubur yaşanan bir yaşamın sonu felakettir, hüsrandır, buhrandır… Perhizle yaşanan hayatın devamı mükemmeliyet ölçüsünün de üzerindedir; güzelliktir, mutluluktur, bahtiyarlıktır…

     Atamız Kanuni sultan Süleyman Han ne güzel söylemiş bizler için.

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…”

Evet, hiç şüphe yok. İnsanlar içerisinde en mutlak ve geçerli nokta kariyer sahibi olmak, makam ve mevki sahibi olmak, toplumda saygınlığı elinde bulundurmaktır. Lakin bu saydıklarımızın tümü sağlık olmadan bir hiçtir. Dünyalara sığmayacak kadar mülkünüz olsa bile, sıhhatiniz olmadıktan sonra bu mal ve mülk ne anlam ifade eder Allah aşkına. Ruh ve beden sağlığının yolu PERHİZ ‘den geçer. Abur, cubur bir hayat yaşayarak önünüze her gelenle sırdaş, önünüze her gelenle dost, önünüze her gelenle yaren olmayın. Ağzınızdan içeri geçenleri de kontrolünüz altında tutun. Kısacası perhiz yapmaya devam edin. Sevdiğim ve saygı duyduğum sanatçılardan Erol Evgin beyin, yıllar önce “Ruh sağlığımı korumak için insan perhizine başladım.” Dediğini inanın an gibi hatırlamaktayım.

Son söz olarak, abur, cubur yok; perhize devam…

 

    Hayatın sizlere darılmadığı, sağlık, sıhhat ve afiyet ve tabi ki perhizden ödün vermeden, güzel ve yaşanılası zaman dilimleri geçirmeniz dilek ve temennilerimle… Sağlıcakla Kalın Efendim…

 

Yüzünüz Hep Gülsün…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar