1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. 5 OCAK ADANA’NIN KURTULUŞU
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

5 OCAK ADANA’NIN KURTULUŞU

A+A-

5 OCAK ADANA’NIN KURTULUŞU:

              

               Çaresizliğin dayanma limitlerini sonuna kadar zorladığı, fukaralığın Anadolu insanının boynunu büktüğü, yorgunluğun ve bedbinliğin bir milleti dermansız kıldığı tarihin bir karanlık sürecinde istilacı güçlerin emperyalist iştahları Anadolu coğrafyasının her tarafında olduğu gibi Adana’da da Adana halkının istiklal direnciyle durdurulmuştur.

               Tarihler 5 Ocak 1922 tarihini gösterirken, dünya savaşlar tarihinin en haklı mücadelelerinden birisi; Çukurova’da başlamış, Toros Dağları’nın yalçın yamaçlarında zaferle taçlanarak neticelenmiştir ve Adana Fransız işgalinden kurtarılmıştır. Esaret kapanının demirden halkalarını, önderi olduğu Anadolu halkı ile beraberce kırarak, özgürlüğün kapısını aralayan başta büyük devlet ve siyaset adamı Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere tüm gazi ve şehitlerimizi büyük bir minnetle ve derin şükranlarımızla saygı ile anıyoruz.

               Türk Milleti’nin binlerce yıllık secdegâhı olan Anadolu coğrafyası, milletin kanıyla tarumar ve tanınmaz hale getirilmeye neredeyse bir kelebek ömrü mesafesine yaklaştırılmıştır. İzmir rıhtımına kuduzlaştırılmış insan benzeri yamyamları taşıyan Yunan gemileri demir atmıştır. İslam”ın Avrupa”daki Kâbe’si İstanbul, İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Adana, Maraş, Urfa ve G. Antep Fransızlar tarafından ablukaya alınmıştır. İtalyanlar ise, Antalya”dan başlayarak Konya”ya kadar yaklaşmıştır. Anadolu insanı mahzun, çaresiz, istiklâlsiz, istikametsiz ve inadına mecalsiz kaldığı günlerde bağımsızlık ateşinin ilk yakıldığı memleket köşesinin Adana olduğunu Mustafa Kemal ATATÜRK bizzat ifadeleriyle teyit etmiştir.

               15 Mart 1923'te Adana'ya ikinci kez gelen Mustafa Kemal ATATÜRK bu teyidi şu sözleriyle toplum ve tarih önünde tasvir etmiştir. "Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana'da vücut bulmuştur." Demiştir.

               İstanbul Hükümetinin 23 Kasım 1918 tarihinde kabule rıza gösterdiği, Adana ve dolaylarının boşaltılmasını zorunlu kılan kararını çok büyük bir ret ittifakı tepki ile karşılamışlardır. Adanalılar bu olumsuz durumu şehir merkezinde protesto etmişlerdir ve zamanın içişleri bakanına bu durumun kabul edilemez olduğuna ve karşı çıkacaklarını belirten telgraf yollamışlardır.

               Takip eden yakın bir zaman sonra istilacı kuvvetler Mersin Limanından Çukurova'ya girmiştir. Bütün önemli ana noktalar yoğun ve orantısız silahlı güç kullanımı şekliyle zapt edilmiştir ve Adana fiilen işgal edilmiştir. İşgal sırasında Türklere ait bütün semboller, tarihi miraslar, işaret ve levhalar yok edilmiştir ve sistemli şekilde Adana Halkına soykırım uygulanmaya başlamıştır.

               Fransız işgal kuvvetleri tarafından planlı ve kati bir şekilde Adana, Çukurova ve civarı bölgelere Ermenilerin yerleştirilmesine başlanılmıştır. 1918'de Adana ve Çukurova'yı işgal eden Fransızlar, kendi birlikleri içinde özellikle Ermeni askerlerini yanlarında getirmişlerdir. Ayrıca Suriye'den 70 bin Ermeni'yi Adana'ya, 12 binini Dörtyol'a, 8 binini Saimbeyli'ye yerleştirmişlerdir. Hatta Antep ve Maraş çevresine de 50 binden fazla Ermeni getirilmiştir. Bütün bu çabalar, Avrupa devletlerine bu bölgede "ileri karakol" görevini görecek bir Ermeni toplumunun veya kurulacak bir özerk Ermeni Krallığının oluşturulması amacını içermekteydi.

               1918–1919 yıllarında Adana'da vahşi bir soykırım ve cinayetler dönemi yaşanmıştır.  Abdiağa çiftliği olayları, şehir merkezindeki adi olaylar haline dönüşen cinayetler, Taşköprü'de Türklerin çarmıha gerilişi, halkın kırbaçlanarak işkence yapılması ve Ulu Cami avlusunda direnişçi Türk gençlerinin gözlerinin kör edildikten sonra kurşuna dizilmesi gibi olaylar toplum şuurundan ve hatırasından çıkmayacak olaylar haline gelmiştir. Bu olayların sonrasında halkın direniş ve organize güçler haline dönüşerek mücadeleler dönemi başlamıştır. Bu terör ve baskılarla birlikte Adana ve yöredeki Türkler, örgütlenerek Kilikya Milli Kuvvetler Teşkilatını oluşturmuşlardır. Çukurova, bölgelere ayrılarak, her bölgeye milis kuvvetleri ve komutanları atanmış ve tüm yöre bu milli direnme ve mücadele teşkilatlarının denetimine girmiştir. 1920’nin Şubat ayı ile birlikte milli kuvvetler düşmana karşı zaferler kazanmaya başlamış ve her zafer daha iyi bir örgütlenme ve daha yüksek bir moral kuvvetini sağlamıştır.

               1920 yılının Mart ayı ortalarında Toroslar'dan Fransızlara karşı saldırılar başlatılmıştır. Sonuçta 27 Mayıs 1920'de Fransız orduları komutanı Mehil, milli kuvvetler tarafından esir alınmıştır. "Karboğazı Olayı" olarak bilinen olay, Kuvay-ı Milliye'nin ilk siyasi zaferidir. Bunu takiben 28 Mayıs 1920'de Fransızlar Mersin-Adana hattına çekilmişler ve kuzey Çukurova (Kozan ve diğer dağlık bölgeler) tamamen kurtarılmıştır. Düzlük, ovalık yörelerde Ermeniler zulüm ve şiddeti arttırmışlar ve sayısız cinayetleri işlemişlerdir. 

 

             10 Temmuz 1920 tarihinde Ermeniler tarafından Adana Halkına karşı büyük bir şiddet ve soykırım harekâtına girişilmiştir ve bu harekâtın sonucu olarak on binlerce insan Toros Dağları’na doğru kaçmıştır. Dört gün süren bu hareket, tarihe "Kaç Kaç" olayı olarak geçmiştir.

              5 Ağustos 1920'de Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Bey (Çakmak) ve Milletvekilleri Pozantı'ya gelmiş ve orayı il haline getirerek Pozantı Kongresini yapmışlardır. Daha büyük direnişe geçen Türkler çok büyük kayıplar vermişlerdir. Kasım 1920 sonunda Fransızlar ağır yenilgiye uğratılmıştır. Bunun sonucunda Fransa, TBMM hükümetini resmen tanıyarak 20 Ekim 1921 tarihinde Adanalıların destansı mücadelelerinin sonucunda anlaşmaya mecbur edilmiştir.

               Bu antlaşma gereğince 5 Ocak 1922'de Fransızlar Çukurova'dan tamamen (getirdikleri Ermenileri de beraberinde götürerek) çekilmişlerdir. Fransızlarla gidemeyen veya yerli olan Ermeniler de bölgeden kaçmışlardır. Bunlardan 120 bini tekrar Suriye'ye, 30 bini Kıbrıs veya İstanbul'a gitmişlerdir.

               5 Ocak 1922 kurtuluşunu kutlama amacı ile Büyük Saat ile Ulu Camii arasına çok büyük bir bayrak çekilmiş ve daha sonra bu bayrak çekilmesi ise Adana’nın kurtuluş günlerinde tekrarlanmıştır. Bayrak Adana'nın simgesi haline gelmiştir. Adana ve Çukurova halkı milli kuvvetlere de katılarak yurdun diğer cephelerinde de çarpışmış ve Anadolu’nun düşman işgalinden kurtarılmasında çok önemli roller üstlenmiştir. Esen kalın.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar