1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. 1 Mayıs kimin bayramı?
1 Mayıs kimin bayramı?

1 Mayıs kimin bayramı?

Bugün yine dünyanın dört bir yanında kutlamalar yapılıyor, eskiden olsaydı, ne kadar eskiden diye sormayın.

A+A-

1 Mayıs kimin bayramı?

Bugün yine dünyanın dört bir yanında kutlamalar yapılıyor, eskiden olsaydı, ne kadar eskiden diye sormayın.

Mesela Sovyetler Birliği yıkılmamış olsaydı, bu blokun bütün ülkelerinde kızıl bayraklar meydanları doldurmuş olacaktı.

Orak ve çekiçli kızıl bayrakların meydanları doldurduğu bir dönem geride kaldı. Orağın ve çekicin çağı, vakti geçti. Buna rağmen hâlâ bizim ülkemizde kendisini sosyalist ya da komünist diye takdim eden kimilerinin orak çekiçli kırmızı bayraklarda ısrar etmesini çok anlaşılmaz bulmamak lazım...

Orak-çekiç mi, demokrasi mi?

Sanayi devrimi yaşanmadığı için işçi sınıfının gelişmediği ülkelerde, bu orak ve çekiçlerin kimlerin ellerinden kimlerin kafasına indiğini asla unutmamak gerekir. Afganistan'daki Babrak Karmal'ın, Kamboçya'daki Pol Pot'un ve Balkanlar'daki Çavuşescu'ların ellerindeki o kırmızı bayraklarla milyonlarca insanın kanını dökmeleri, ülkelerinde baskı, zulüm ve vahşetin yarattığı tablo hâlâ hafızalardadır.

Peki, 1 Mayıs olayına sebep olan işçilerin yaşadığı ülkelerde durum nedir? Yani gelişmiş işçi sınıflarının ta 19. yüzyıldan itibaren giderek güçlendiği, 20. yüzyılda hızla yapı değiştirerek yeni toplumsal nitelikler kazandığı dünyanın işçileri ne yapmaktadır, onlar, 1 Mayıs'ların bedelini ödeyenler neler hissetmekte, neler yaşamaktadırlar?

Öncelikle görülmesi gereken husus, bu ülkelerin işçi sınıflarının 1 Mayıs olayına yol açan gelişmelerle birlikte, bugünün giderek emeğin ve çalışma şartlarının insanileştirilmesiyle, bir demokrasi mücadelesine dönüştüğü gerçeğidir. ABD ve Avrupa'da kısaca bütün Batı'da bugün, ileri demokrasi diye bahsedilen siyasal rejimlerin meydana gelmesinde, emeğin verdiği mücadelenin belirleyici bir rolünün bulunduğu unutulmamalıdır.

1 Mayıs işçi sınıfı için çok öğretici olmuştur. İşçiler, bu olayla çalışma sürelerini keyfi olarak uzatan kapitalistlere karşı elde ettikleri zaferle önce çalışma sürelerini 10 saate düşürmüş ve nihayet bu 8 saatlik işgünü şeklinde kabul edilmiştir. Bu durum işçilere kolektif mücadele sonucunda kapitalizmin insanlık dışı şartlarından kurtulabileceklerini, en azından onu düzeltebileceklerini öğretmiştir. Bu mücadeleyi takiben doğan örgütlü işçi hareketleri, işçi birliklerine ve sendikalara sahip oldukça, elde edilen kazanımlar kaçınılmaz olarak siyasal sürece yansımış ve işçi partilerinin oluşumu başlamıştır.

Liberal iktisat politikalarının kapitalist sermaye birikiminin ilk biçimi üzerindeki etkileri tartışılmayacak kadar açıktır. Esas itibariyle, emeğin toplumsal bir değer ifade etmediği bu ekonomik anlayışta, metalaştırılmış emeğin veriminin azamileştirilmesi aynı zamanda sömürünün azamileştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu sebepledir ki, işçi hareketlerinin zamanla güçlenmesi, emeği toplumsal bir değer haline dönüştürdükçe, emek ve devlet arasındaki ilişki liberal anlayış çerçevesinin dışına taşmıştır.

Emek ve demokrasi

Emek örgütlerinin bu toplumsal niteliğinin siyasallaşmaya başlaması, önce liberal devleti dönüştürüp, onu sosyal sorumlulukları olan bir devlet yapısına çevirmiştir. Devlet işçi hareketleriyle toplumsal sorunu problematik hale getirdikçe, sosyal hukuk dediğimiz başta emeği olmak üzere bütün güçsüzleri, yoksulları, yaşlıları, çocukları koruyacak sosyal politikalar, devlet için bir görev haline gelmiştir. Bu sayılan gelişmeler Batı'nın işçi sınıfları tarafından yüz yıl önce çözülmüş olan meselelerdir.

1 Mayıs'ı, demokrasisi gelişmiş ülkelerin işçi sınıflarının yıllardır demokrasi bayramı olarak kutlamaları ve bu bayramın yaratılmasında emeğin tarihi rolünü hatırlatmaları çok anlamlıdır. Emek hareketleri olmasaydı, güçlü sendikalar olmasaydı, Batı ülkelerinde demokrasi diye bir siyasal rejim ne kadar mümkün olurdu diye sormak gereklidir.

Bugün Türkiye'de meydanlarda 1 Mayıs'ı kutlayanlar, işçi bayramının bir demokrasi bayramı olduğunun bilincine vardıkları zaman, ülkemiz çok mesafe kat edecektir. Hâlâ orak ve çekiç arasına sıkışmış bulunanlar, sayıları marjinal olsa da, ne 1 Mayıs'ın anlamını kavrayacak ne de işçi sınıfının yapısında yaşanan değişimi fark edecek durumdadırlar.

Vedat BİLGİN/ BUĞÜN

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.