1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. 1 DOLARA HER ŞEY SATILIK...
1 DOLARA HER ŞEY SATILIK...

1 DOLARA HER ŞEY SATILIK...

Solcular okumasın bu Küba bildiginiz Küba değil. 1 DOLARA HER ŞEY SATILIK.. Kadın ve erkek vücutları da..

A+A-

Küba ziyaretini köşesine taşıyan Akşam Gazetesi yazarı Tuğçe Tatari, puro fabrikalarından ülkenin turizm gelirlerini arttırma çabasına kadar bir çok çarpıcı noktayı yazdı.

Ülkedeki fuhuşa da dikkat çeken Tatari yazısına başlık olarak da 'Küba'ya yeni bir devrim mi gerek?' cümlesini seçti.

İşte Tatari'nin o yazısı

Bu başlığı atmak benim için çok zor oldu... Bilirsiniz, gerçekleri kırcı olmamak adına yumuşatanlardan değilim ben.
Küba Cumhuriyeti de genç kızlığımdan beri gitmek istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım ve hakkında konuşurken bile duygulandığım bir ülkedir.
Gün geldi, zamanlar denk düştü, koşarak gidildi Küba'ya.
Gitmek de öyle kolay iş değil. Aktarmalar, uzun süren uçak yolculukları filan. Çok istemiyorsan yapmazsın yani.
Zaten seni caydıracak sebepler daha Küba uçağına binmeden başlıyor.
Sonrası ise epey trajikomik gelişiyor.
Ben Meksika'dan Küba'ya geçtim.
Uçak, hayatımda görmediğim kadar eskiydi. Hiçbir uyarı anonsu yapılmıyor, hostesler iniş ve kalkış esnasında ortalarda dolaşıyorlardı. Tam kalkışta ön sıramdaki adamın üzerine açılan kapaktan düşen halat ilk şokum oldu. Uçuş bir kenara bırakıldı ve pilot da dahil olmak üzere tüm çalışanlar kapağı kapatmak için çaba sarf etti.
Tam kapak sorunu çözüldü, uçak kalkıyor artık derken yan sırada oturmakta olan gençlerin bacak aralarından yükselen dumanla 'yok artık. Herhalde uçakta sigara içilmiyor' demem bir oldu.
Birkaç saniye içinde dumanın hepimizin ayağının altından gelmekte olduğunu fark ettim.
ALLAHA EMANET BİR SEYAHAT

Suratım nasıl bir hal aldıysa yanımda oturan Amerikalı adam gülme krizine tutuldu.
Acemi bir Küba yolcusu olduğum için şaşırdığımı uçağın soğutma sistemi eski olduğu için duman çıktığını anlattı. 'Allah'a emanet bir seyahat' dedikleri tam da bu olsa gerek.
Yol boyu yaptığımız sohbet tüm seyahat boyunca mottomuz haline gelen 'Yeter ki Küba kazansın' sözüyle son buldu.
YETER Kİ KÜBA KAZANSIN DİYE AVUTTUM KENDİMİ

O an acemilikten adamın ne demek istediğini tam anlayamamışım. Seyahatin ilerleyen günlerinde cebimden çıkan paraya -ki çoğu zaman kazıklandığımın da farkında olmama rağmen- üzülmedim ve hep 'Yeter ki Küba kazansın' diye avuttum kendimi..
Aslında Küba'ya kesinlikle benim kadar acemi olarak gitmemek gerekiyor. Leyla Umar'dan bilgi yardımı almadığıma çok pişman oldum.
Çünkü hem aç kaldım hem harap oldum hem de çok para harcadım.
Havana'nın en ünlü ve tarihi oteli Nacional'da kaldım.
Çoğunlukla Havana'da turistler ev kiralıyorlar. Öylesi çok daha ucuz çünkü.
Otelin kapısından girerken benim de Küba hikayem başlıyor aslında.
Zaman durmuş, ama insanlar yaşamaya devam ediyor...
Dört bir yanda yaşanmışlık. Sen tam o yaşanmışlıklara hayran kalacakken, bu kişilikli ülkenin en önemli noktası olan eski Havana'yı saygı ile selamlayacakken yokluk, pislik ve eskilik gerçeği vuruyor yüzüne.
Bu arada halk Fidel'e ve tüm kurtarıcılarına hayran... 'Kahramanlarımız' diyor başka şey demiyorlar. Yaşanan tüm yokluk ve sıkıntıya rağmen yönetime tek söz söyletmiyorlar. Eleştirel tek bir bakış açısı yok.
Ülkenin eğitim ve sağlık alanına yatırım yapıyor olmasını her şeyden üstün tutuyorlar. Kendi ferahlarından bile.
Sohbet ettiğim birkaç Kübalı'ya 'yeni bir devrim mi gerek?' sorusunu sordum. Aldığım yanıt hep aynıydı 'Belki evet, ama sistemin değişmesini asla kabul etmeyiz. Sistem aynı olsun sadece bizler biraz daha iyi şartlarda yaşayabilelim'...
KÜBA'YA KADIN İÇİN ANCAK HAYVANLAR GİDER!

Tüm şehrin mimarisi olağanüstü. Binalar dökük olmasına rağmen hayranlık uyandırıyor insanda. Tek bir sokak yok ki içinde alelade, sıradan bir bina olsun.
Her biri sanat eseri.
Sokaklar para kazanmak için her şeyi yapmaya razı insanlarla dolu. Çantanı taşımak, fotoğrafını çekmene izin vermek, sorduğun soruyu yanıtlamak istiyor herkes ama karşılığında 1 dolar vereceksen eğer.
Antika arıyorsan ve sana satacak bir şeyi yoksa evine davet ediyor 'ne istersen satılık' diyor.
Sokakta gördüğün bir yavru kedinin fotoğrafını çektiğini anladığı anda koşarak yanına geliyor ve '1 dolar' diyor.
Dişsiz kadınlar ellerinde kocaman purolarıyla sana cazip bir fotoğraf karesi olarak görünmenin peşinde. Sen onu çekmek iste ki o da para kazansın.
GENÇ ERKEK VE KADINLAR..

Fuhuş almış başını gitmiş. Genç kadın ve genç erkekler para kazanmak için seni mutlu etmeye hazır.
Özellikle Türk ve İtalyan erkekler baş başa geliyorlar Küba'ya. Amaç belli. Çok güzel olan Kübalı kızlarla Karayip ateşi ile bezenmiş geceler geçirmek.
Midem bulanıyor.
Küba'ya bu beklentiyle geldiği her halinden belli olan turiste saygı duymak imkansız.
Adeta yırtıcı hayvanlar gibi yokluk yaşayan insanların etinden sütünden faydalanma arzusu utanç verici.
Hele ki o yokluğu yaşayan insanlar Kübalı ise! Elbette ciddi bir hayran kitlesi de var Küba'nın. Bilinç düzeyi yüksek turistler, ellerinde haritaları ile karış karış geziyor ülkeyi.
BİR DE O PUROLARI KİMLERİN İÇTİĞİNİ BİLSELER!

Küba'ya gidip puro fabrikası gezmek gerçekten çok keyifli bir deneyim.
Tamamen lüks tüketim maddesi haline gelen puronun yapım aşamasını, denetlenme ve elenmesini görmek çok keyifli.
Islak halde fabrikaya gelen yapraktan başlayıp paketlenmiş ve satışa sunulmaya hazır hale getirilmiş, her bir tanesinin üzerinde ciddi insan emeği olan puroların hikayesini gözlemlemek, puroları birbirinden ayırt edebilmeyi işin ustalarından öğrenmek büyüleyici.
PUROLARI BACAK ARALARINDA SARMIYORLAR

Havana'da birçok puro fabrikası var. Ben Partagas'ı gezdim. Tavsiye ederim. Bu arada hepimizin sandığının aksine genç ve güzel Kübalı kızlar puroları bacak aralarında filan sarmıyor. Masaların üzerinde bulunan plakalarda yapılıyor bu iş... 600 yıl önce Kübalı kadınlar kasıkta puro sarma işini bırakmış. Puro fabrikasında çalışan genç erkek sayısı kadınlara oranla çok daha yüksek. Rum içip, müzik dinleyerek puro sararlarken güzel turist kızlara laf atmaktan da geri durmuyorlar...
Puro sarmak gerçek bir mesele. Öyle her isteyen işe başlayamıyor. 9 aylık bir eğitim ve deneme sürecinden sonra ancak 'yeni başlayanlar' sınıfında sarıcı görevi alabiliyorlar.
SARDIĞI PUROLARI GÖRÜNCE İNSAN HAYRAN KALIYOR

Fabrikanın yıldızları da var elbette. Zaten onların sardığı puroları görünce insan hayran kalıyor.
Bir yandan da bu kadar emek, özveri karşılığında aldıkları azıcık para ve günde üç puro eve götürme hakları düşünülünce insan 'bir de o puroları içenleri görseler kim bilir ne büyük motivasyon kaybı yaşarlar' diye düşünmeden edemiyor.
Bu yüksek yokluk içinde elbette bazı kanundışı olaylar da yaşanıyor.
Yüzlerce dolara satılan puroların yapımını izlerken mutlaka bir Kübalı kulağınıza 'buradan alma, evimde aynısını çok daha ucuza satıyorum' diyor.
Eğer uygun buluyorsan seni evine götürüp bir masa başı pazarlığından sonra 300 dolarlık Cohiba'yı 70 dolara alabiliyorsun.
SAKIN FİDEL'E SELAM ÇAKMADAN DÖNMEYİN!

- Öncelikle mutlaka hayatınızda bir kere dahi olsa Küba'ya gidin. Ve mümkünse bunu Fidel hayatta iken yapın.
- Gördüklerinizin dışında bir de göremedikleriniz var. Şehrin gizli yerlerinde kalmış ciddi güzel yemek yapan restoranlar var. Ben size La cocina de liliam'ı şiddetle tavsiye ediyorum.
- Binanın önüne geldiğinizde 'burada asla yemek yiyemem' diyeceğiniz ama içeriye girince bambaşka bir durumla karşılaşacağınız, çok etkileneceğiniz ve çatlayana kadar 'füzyon Küba mutfağı'na dalacağınız garantisiyle La Guarida.
- Küba'ya gitmişken denizine girmeden dönmeyin. Ve uzaklığına aldırmadan Varadero'ya gidin. Suyun ve kumun rengi sizi sizden alacak. Mümkünse şnorkelle suyun altına da göz atın.
- Eski şehrin içinde bulunan Devrim Müzesi mutlaka görülmeli. Hayranlık duyduğunuz ve devrimi yapan insanların şahsi eşyalarını üzerlerinde tüm yaşanmışlıklar ile görme şansına erişeceksiniz.
- Che Guavera'nın iki evini de mutlaka gezin.
Che'nin Mezarı Santa Clara'da Havana'ya epey uzak. Ama gitmişken görmeden dönülmez.
- Tropikana adlı fazlaca turistik dans şov size gitmeniz için önerilecek, bence gitmeseniz de olur.
- La casa de la Musica'ya mutlaka gidin.
- Bodeguita del medio'ya gidip barın kenarında Mohito için. Hatta Roberto'ya benden selam söyleyin ve barın üzerine kazıdığım yazıyı bulun.
- Hamingway'in 'Mohitomu Bodeguita'da Daiquirimi El Floridita'da içerim' tavsiyesine uyun...
- Tüm hükümet yetkililerinin ve elbette ki Fidel Castro'nun da evinin bulunduğu Miramar'da bir araba turu yapın. Şehirden ne kadar farkı bir atmosfer olduğunu gözlemleyin. Fidel'in arazisinin yakınında durmanıza ve fotoğraf çekmenize kesinlikle izin verilmeyecek ama bir selam çakmadan dönmeyin, içinizden dahi olsa.
HERKES ÇOK MUTLUYMUŞ..

Küba'ya gitmeden önce büyük hikayeler dinledim.
Sokaklarda samba yapıyorlar, rum içip sadece eğleniyorlar, tüm yokluğa rağmen müthiş mutlular diye...
SUÇ ORANI YOK DENECEK KADAR AZ

Evet Kübalıların mutlu insanlar olduğu kesin. En azından bizler kadar kolay parlayan ve sinirli tipler değiller. Zaten tüm yokluğa rağmen sokaklarda kavga yok. Suç oranı da yok denecek kadar az.
Neşeli olduklarında da hemfikirim.
Ancak, bana göre sokaklarda samba yapmalar, hemen içelim güzelleşelim muhabbetine girmeler filan çok etkileyici değil. Çünkü onlar bunu para kazanmak için yapıyor. Sokakta gördüğün yaşlı bir çiftin dansından etkilen ve para ver diye... Kim bilir belki de haklılar!

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.